İstanbul’da Çocukla Gezilecek Yerler ve Yapılabilecekler

Bebeğimizle ilk bir yılımız öyle pek planlı programlı geçmedi, rüzgar nereye savurursa sürüklendik. Benim çalışan bir anne olmam, eşimin haftanın altı günü işte olması, özgürlüğüne son derece düşkün iki insanın ebeveynliğe alışmaya çalışması dolayısıyla seyahatler ve ufak tefek keşifler dışındaki zamanımızı genelde evde pinekleyerek geçiriyorduk. Oğlumuz bir yaşına girdiği andan itibaren artık her hafta ona özel bir program yapmaya karar verdik. Bazı aktiviteler için aman bu yaşta çocuk ne anlayacak, hatırlamayacak gibi düşüncesi olanlar vardır mutlaka ama yaşamın ilk yıllarında bebek beyninin, dış dünyadan ne kadar çeşitli uyarım alırsa o kadar çok geliştiği tıbben ispatlanmış. Bu yüzden de bebeğimizin deneyimlerini zenginleştirmek için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyoruz. Yaz mevsiminde olduğumuz için ilk aylar genelde seyahatlerde geçse de yavaş yavaş programlara başladık. Seyahatlerin her biri zaten harika bir deneyim ama İstanbul’dayken de çocukla yapacak bir sürü şey var. Bana da ara sıra “Hafta sonu çocukla ne yapılır“, “İstanbul’da çocukla gezilecek yer tavsiyesi verir misiniz” gibi sorular geliyor. Bundan sonra bazen evde bazen dışarıda yaptığımız her aktiviteyi ve oğlumuzun tepkilerini paylaşmaya karar verdim. Keşfettiğim hafta sonu çocuk etkinliklerini buradan paylaşacağım. İşte benim İstanbul’da çocukla gidilecek yerler ve yapılabilecek aktiviteler listem!

5257258 Processed with VSCO with a5 preset

PermaKamp: Beykoz Öğünce yerleşkesinde bulunan PermaKamp’ın kurucuları, kendilerini tüketici destekli bir uygulama ve doğal yaşam oluşumu olarak tanımlıyor. Pazar günleri de PermaKamp günü olarak adlandırdıkları, kendileri dışında insanları kabul ettikleri, beraber öğretici ve dinlendirici aktiviteler  yaptıkları günler düzenliyorlar. Biz de geçtiğimiz hafta sonu bunlardan birine ilk defa katıldık. Son olmayacağı kesin, bundan sonra fırsat buldukça, oğlumuzla birlikte PermaKamp günlerine gitmek istiyoruz. Sabah gittiğimizde kahvaltı bizi bekliyordu. Ardından isteyenler kestane toplamaya gitti, kimi toprak işleriyle ilgilenmeye, kimi de gezici yaşam alanı projeleriyle uğraşmaya başladı. Daha sonra zeytin yaptık. Yemek yedik, kendi bulaşığımızı kendimiz yıkadık. Bu arada bir sürü çocuk da temiz havada birlikte oyunlar oynayıp durdular. Gerçekten çok güzeldi, doğal yaşamı seven herkese tavsiye ederim. Giriş ücreti 0-5 yaş için ücretsi, 5-12 yaş için 30TL ve yetişkinler için 60 TL. Fiyata kahvaltı ve öğle yemeği dahil. Daha fazla fotoğraf için şuradaki yazıma göz atabilirsiniz.

Processed with VSCO with a6 preset

6809582 Processed with VSCO with a5 preset

5225515 Processed with VSCO with a5 preset

İstanbul Havacılık Müzesi: Şu an 21 aylık olan oğlum oğlum tam bir uçak hastası, ne zaman “Seni nereye götüreyim” diye sorsam “Ugak” cevabı alıyorum. 🙂 Açıkçası ben bu müzenin varlığından haberdar değildim, eşim bahsetti ve en sonunda gitme fırsatı bulduk. Biz oğlumuz için gittik ama kendimiz de çok sevdik. Oğlum sevdi mi diye merak ediyorsunuzdur. Nereye koşacağını şaşırdı çocuk, o kadar mutlu oldu ki. Tam birine doğru gidiyor, sonra diğerine yöneliyor, cennet kavramını biliyor olsaydı oraya düştüğünü sanacaktı muhtemelen. 😀 Ayrılırken deli gibi ağladı yani o derece sevdi bu müzeyi. Sizin çocuğunuz uçak seviyor mu bilmiyorum ama etraftaki tüm çocuklar hallerinden memnun gibiydi, o yüzden tavsiye ederim. Pazartesi günleri müze kapalı. Diğer günler hafta içi 09:00-16:00, hafta sonu ve resmi tatil günlerinde 10:00-18:00 saatleri arasında açık. Müze girişi için yetişkin bileti 7.5 TL.

İstanbul Havacılık Müzesi

İstanbul Havacılık Müzesi

İstanbul Havacılık Müzesi

Rahmi Koç Müzesi: Haliç’in hemen kıyısında yer alan müzede, uçaktan arabaya, motordan bisiklete, at arabasından bebek arabasına, lokomotiflerden gemilere ve hatta deniz altıya kadar aklınıza gelebilecek her türlü aracın tarihten günümüze çok sayıda örneği bulunuyor. Sadece ulaşım araçları yok tabi, Atatürk köşesi, bilim köşesi, oyuncak köşesi gibi başka bölümler de var. Oğlumun en çok ilgisini çeken müze oldu burası. Araba ve uçak hastası olduğu için ortam tam ona göreydi. Müze girişi yetişkinler için 15 TL, öğrencile için ise 6 TL. Pazartesi günleri kapalı.

img_9426

img_9431

img_9440

Miniatürk:   Miniatürk’ün oğlumun baya ilgisini çekeceğini düşünmüştüm ama pek öyle olmadı. 😦 O daha çok ortalıkta dolaşan çocukları incelemekle meşguldü.  Yapılara resmen hiç bakmadı desem yeridir. Ama biz ordayken bir ara mehter takımı geldi, onlar baya ilgisini çekti. 🙂  Bu arada Osmanlı kostümleri giyip fotoğraf çektirebiliyorsunuz.  Aslında ailecek çekilmek güzel olurdu ama gittiğimizde çok sıcaktı ve Miniatürk’ü gezmeyi bitirdikten sonra kendimizi bir an önce dışarı atmak istedik. Biz daha önce kendimiz de gitmemiştik, birçok eser çok başarılı olmuş gerçekten. Camilerin ve medreselerin ne kadar güzel olduğunu daha net görebiliyorsunuz burada. İnsanı gerçeklerini görmek için heveslendiriyor resmen. Gezerken birkaç yurt içi seyahat planı yaptık bile. 😀 Giriş ücreti yetişkinler için 5 TL ve ziyaret saatleri 09:00-18:00 arası.

IMG_3887
Süleymaniye Camii
IMG_3885
Ayasofya
IMG_3886
Mehter Takımı

Faruk Yalçın Darıca Hayvanat Bahçesi: Hayvanat bahçeleri aslında çok tasvip ettiğim yerler değil. Bu sebeple hayatımda hiç hayvanat bahçesine gitmemiştim. Hayvanların doğal ortamları yerine kendilerine çizilmiş alanlarda yaşaması kabul edilebilir bir şey değil. Her ne kadar iyi bakılsalar da tutsak hayatı yaşıyorlar resmen.Bir yandan da düşünüyorum sokak hayvanlarına iyilik yapıyor zannedip evlerimizde bakmak da aynı kapıya çıkıyor. Bu konuda aklım çok karışık, bazıları birbiriyle çelişen onlarca düşüncem var. 😦 Ama sirkler ve balina, yunus parkları konusunda çok netim, asla gitmedim, gitmeyi de düşünmüyorum. Velhasıl, İstanbul’da bir hayvanat bahçesi var ve oğlum hayvanlara bayılıyor. Hal böyleyken canlı olarak göremediği hayvanları televizyondan göreceğine hayvanat bahçesine götürelim dedik.Atlar ve kediler oğlumun özel ilgi alanı. O yüzden de en çok zebra, zürafa ve ceylanların bir arada bulunduğu bölge oğluma hitap etti. Diğer yerlerde yine çevresindeki insanları incelemeyi tercih etti. 😦 Mesela kaplanı görmeye gittiğimiz esnada tam et asmışlardı ve eşimle beni oldukça heyecanlandıran bu et yeme anında oğlum oralı bile olmadı. 🙂 Yine de beklediğimden çok daha zengin hayvan çeşidiyle tavsiye edebilirim burayı da. Giriş 0-4 yaş aralığı için için ücretsiz, yetişkinler için 24 TL.ziyaret saatleri 09:00 – 17:00 arası.

IMG_3661

IMG_3684

IMG_3682

Florya Aqua Park Akvaryum: Avrupa’nın en büyük akvaryumlarını daha önce ziyaret etmiş biri olarak beklentim oldukça düşüktü giderken. Beklentimi düşük tuttuğumdan mıdır bilmem ama bana hiç fena görünmedi. Ada’nın ne kadar ilgisini çekti derseniz, o daha çok cam arkasında olmayan bahçedeki hayvanlarla ilgilendi açıkçası. Hatta bir ara yapma kutup ayısına sarılmaya çalıştı. 😀 Balıklara da baktı ama televizyon gibi göründü belki ona, o yüzden çok heyecanlanmadı. Biraz daha büyüdüğünde daha çok hoşuna gideceğini düşünüyorum. Giriş 0-2 yaş aralığı için ücretsiz, yetişkinler için 59 TL.

img_2895

img_2916

img_2931

Bahçeşehir Park Gölet: Şehir merkezinin biraz dışında, hem çocuklar hem de yetişkinler için güzel vakit geçirilebilecek bir yer. İstanbul’ın ilk ve en büyük yapay gölüymüş burası. Oldukça geniş bir çocuk oyun alanı ve farklı tarzda restoranlar var. Gölde ördekler yüzüyor ve çocuklar ördekleri besleyebiliyor. Biz de geçtiğimiz pazar günü gittik, hem biz yürüyüş yapma fırsatı bulduk hem oğlumuz çok iyi vakit geçirdi. Giriş ücretsiz.

img_6942

img_6961

img_6946

Parmak Boyası: Uzun zamandır Ada’nın el ve ayak izlerinin olduğu, ayrıca ilk boyamalarını yaptığı bir hatıramız olsun istiyordum. Bu ara resim defterlerine kalemlerle bir şeyler çiziyor ve çok hoşuna gidiyor. Boya yapmak için ideal zaman geldi diye düşündüm. Artık eline geçen her şeyi ağzına sokma dönemi de bitti. O yüzden gönül rahatlığıyla çocuklar için üretilen parmak boyalarından alabilirim diye düşündüm. Bir beyaz kumaş üzerine oğlumun birkaç ayak ve el izini çıkardıktan sonra onu serbest bıraktım. Kalemlerle çizmeye bayılsa da direkt parmakla boyama Ada’yı pek sarmadı. Boya kutularıyla oynamayı daha çok sevdi. Daha çok bahçede boyaları oradan oraya atıp çığlık çığlığa koşturmakla geçti aktivitemiz. 😀
Olsun, sonuçta birkaç saatlik eğlence ve sürreal bir resim çalışması yanımıza kar kaldı. 😉

IMG_3854

IMG_3863

IMG_3853

Bu yazı düzenli olarak güncellenecek. İlginizi çektiyse, arada dönüp tekrar kontrol etmenizi tavsiye ederim. 😉

Beni facebook ve instagramdan takip edebilirsiniz.

Yazar: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

3 thoughts

  1. Deniz ve özgür’üm gezmeye ve yazmaya devam… Harikasınız.. 1973 yılı, Subat ayında 3 aylık bebeğimiz (Ceyda ablan) le gölü buz tutmuş olan Abant’a gitmiştik.. O yıllar otel motel yok. Topladığımız ağaçlarla mamasını ısıtmıştık… Hatıralar unutulmuyor… Sevgiler..

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s