Röportaj – Almanya’da Öğrencilik ve Yaşam

Yurt dışında yaşam röportajlarım Almanya ile devam ediyor. Sorularımı detaylı olarak cevapladığı için sevgili Gizem’e çok teşekkür ediyorum. Almanya’da öğrenci olmak, Almanya’da çalışmak ve Almanya’da yaşam hakkında bilgi sahibi olmak için bu röportajı okumanızı tavsiye ediyorum. 😉

Seni kısaca tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Gizem. Lise sona kadar İzmir’de yaşamış, kendi hayalleriyle yaşam enerjisi bulan, farklı yerler ve kültürleri deneyimlemekten inanılmaz zevk alan biriyim. Şu an Almanya’nın Bavyera eyaletinin başkenti olan Münih şehrinde yaşıyorum, burada hem okuyup aynı zamanda da çalışıyorum. İlerleyen seneler ne fırsatlar beraberinde getirir bilmiyorum ama şimdilik daha bir süre Münihliyim diyebilirim.

B89A723B-5D02-40A9-BA20-5C128515872E.JPG

Münih’e neden ve nasıl gittin? Almanya’da okul başvuru ve kabul süreci nasıl?

İzmir’de okuduğum lisede bir yandan Almanca öğrenme diğer yandan da Almanya’nın farklı şehirlerini öğrenci değişim programları ve çeşitli projeler sayesinde ziyaret etme fırsatım oldu. Zamanla ilgi alanımın mühendislik olduğunu fark etmemle birlikte Almanya’da üniversite okumak en büyük hayallerimden biri oldu. Birçok farklı okula başvurdum ama önceliğimde Münih Teknik Üniversitesi olduğu için burayı tercih ettim.

Başvurucu sürecine gelirsek baştan kabul mailini görene kadar oldukça stresli bir süreç. Almanlar apostil onaylı belgelere takmış durumda, mutlaka her belgenizin tasdikli olmasını istiyorlar yoksa kabul etmiyorlar. Sırf bu yüzden kabul alamayan arkadaşlarım olmuştu bu sebeple dikkat etmenizi öneririm.

Almanya’da herhangi bir üniversitede okuyabilmek için Türkiye’de ona denk olan bölümü kazanmış olmak şart.  Türkiye’de üniversite sınavlarına girip istediğiniz bölümü kazandıktan sonra ÖSYM yerleştirme sonuç belgesini aracı bir kurum olan Uni-Assist’e gönderiyorsunuz. Onlar sizin buradaki bir lisede okusaydınız yaklaşık diploma puanınızı hesaplayıp size denklik belgesi veriyor ve bu sayede başvuru yapabiliyorsunuz.

Onun dışında en önemlisi tabi ki dil yeterliliğini gösterebilmeniz. Yeni yeni komple İngilizce lisans programları açılsa da ülke genelinde lisans programları %90 Almanca. Bazı bölümler B2 bazıları C1 seviyesini kabul ediyor. Dili öğrenebilmenin en hızlı yolu onu sadece ders olarak değil, hayatın her alanında duyup kullanabilmekten geçiyor eğer dil yeterliliğiniz yoksa Almanya’ya dil kursuna gelip sonra burada okumaya başlayabilirsiniz.

Bunların dışındaki kabul koşulları hem bölüme hem de okula göre farklılık gösterdiği için ona göre hazırlık yapmak en doğrusu olur.

almanyada yaşam

Almanya’da eğitim sisteminden bahseder misin? Türkiye ile kıyaslandığında belirgin farklar var mı?

Genel eğitim anlayışı Türkiye ile kıyaslayınca çok farklı. En belirgin fark öğrencinin kendi kendine öğrenmeyi öğrenmesi. Kulağa biraz karışık gelebilir ama kastettiğim şey sizin bilgiye kendi araştırmalarınız ve çabanızla ulaşabilmeniz bekleniyor. Ve bu beceriyi de anca zamanla pratik yaptıkça geliştirebiliyorsunuz. Liseden alıştığım gibi önüme hiçbir şey hazır gelmiyor. En basitinden çoğu derste ödev kavramı yok, Türkiye’deki arkadaşlarımdan bildiğim dönem arası ara sınavlar ya da notunuzu yükseltecek grup çalışmaları çok nadir olan şeyler. Tüm derslerin dönem sonunda bir sınavı var, onu hangi notla geçerseniz notunuz o oluyor. Derslere katılım zorunluluğu yok, isterseniz gidin isterseniz evde materyallerden öğrenin. Kimse sizin dersi nasıl öğrenmeyi tercih ettiğinize karışmıyor, zaten sorusu varsa gelir sorar mantığındalar. Bazı derslerin de videoya kaydı oluyor istediğiniz zaman izleyebiliyorsunuz.

Özellikle mühendislik alanı için konuşmak gerekirse, okulun pek öğrenciyi destekleyici ya da işini kolaylaştırıcı bir yanı yok, aksine daha çok sizi zorlamak ve potansiyelinizi arttırmanız için önünüze engeller koyuyor. Zorunlu stajınızı da bitirme tezinizi de kendiniz araştırıyorsunuz, gerekirse şirketlere başvuruda bulunup görüşmelere gidiyorsunuz. Buradaki mühendislik eğitimi 3 yıl olduğu için program içeriği de çok yoğun, İstanbul Teknik Üniversite’sinden bizim bölüme ERASMUS programıyla değişime gelen bir arkadaşım bizim bir dönem dersini onların 1 yılda gördüğünden bahsetmişti. Kısacası hem daha içerik olarak ağır hem de daha kısa sürede öğrenmeniz gerekiyor.

Tüm bunlar kişiye göre avantaj ya da dezavantaj olabilecek maddeler. Öz disiplinli olmak şart, bu da bana sorarsanız 18 yaşında hele ki Türkiye’de yetişmiş ve liseyi bitirmiş biri için fazla ağır bir yük olduğunu düşünüyorum.

Bunların dışında Alman hükümeti okurken çalışmayı çok destekliyor, öğrenciyken daha az ödediğiniz ayrı bir vergi sınıfına dahil oluyorsunuz. Bir yandan üniversitede okurken bir yandan da alanınıza yönelik tecrübe kazanabileceğiniz bir şirkette ya da okulun araştırma departmanlarında çalışabiliyorsunuz. Bu haftada maximum 20 saatle sınırlandırılmış durumda. Bence bu çok güzel bir imkan, hem teorik olarak öğrendiklerinizin gerçek iş alanında karşılığını görebiliyor hem iş hayatını gözlemleme fırsatınız oluyor. Almanya’da okumak isteyenlere minik bir tavsiyem de bölümlerin ‘’Schnupperstudium’’ dedikleri lise çağındaki öğrencilere tanıtım günleri ve dersleri oluyor. Ben gelmeden önce hiç duymamıştım, bu programların tarihlerine bakıp katılabilirsiniz ya da herhangi bir ilk dönem dersine girip arka sıradan dersi dinleyebilirsiniz. İzin almanıza gerek yok hem belki sorularınızı ders sonrasında direkt orda okuyan öğrencilere sorup en doğru bilgileri de edinebilirsiniz.

A9AE80BD-EBBE-40E9-B04F-124DC366AA32.JPG

Almanya’da yaşam koşulları Türkiye’ye göre nasıl? Bir öğrenci için Almanya’da hayat pahalılığı gibi konuları kısaca karşılaştırman mümkün mü?

Münih maalesef ki Almanya’nın en pahalı şehirlerinden biri o sebeple öğrenci dostu olduğunu söylemek kendimi kandırmak olur. En başta ev kiraları çok yüksek, devlet yurtları için genelde bekleme listesi oluyor ve hemen yer çıkmıyor. Burada oldukça popüler olan WG (Wohngemeinschaft) yani bir evdeki mutfak, banyo gibi ortak alanları birlikte kullanıp kendi ayrı odanızın olduğu bir sistemde konaklamanız mümkün. Bunun için internette birçok ilan oluyor, kafa yapınızın ve hobilerinizin uyuştuğu birkaç kişiye denk gelirseniz ne büyük şans, böylelikle çok daha uygun fiyatlarda kalacak yer bulmuş olursunuz. Ama devlet yurtları açık ara en ucuzları o sebeple de öğrenci olarak gelecek arkadaşlara ilk olarak oraya başvurmalarını tavsiye ederim. Aşağıdaki linklerden başvuru yapabilirsiniz:

Devlet yurtları için başvuru : https://www.studentenwerk-muenchen.de/wohnen/bewerbung/online-bewerbung/

Bahsettiğim WG için başvuru : www.wg-gesucht.de/ ve www.wohngemeinschaft.de/

Konaklama dışında hayat pahalılığı bence tartışmaya açık, marketten alıp kendi yemeğinizi kendiniz pişirirseniz Türkiye ile arada çok fark olduğunu düşünmüyorum. Onun dışında sosyal hayatınızı da dengeleyebilirsiniz. O kadar çok ücretsiz konser, sokak festivalleri var ki her hafta sonu başka bir etkinliğe gidebilirsiniz, tabi okul buna pek izin vermiyor. 🙂 Çoğu müzenin girişi pazar günleri sadece 1 Euro oluyor ya da ayın bazı günleri ücretsiz oluyor. Okulun ayrıca bir spor kampüsü var, dönemlik oldukça uygun fiyatlara kurslara kayıt olabiliyorsunuz.

IMG_2123

Bir Türk olarak Münih’te yaşamayı ve öğrenciliği tavsiye eder misin? Münih’te yaşamanın ne gibi güzellikleri ya da zorlukları var?

Bir Türk olarak yurt dışında yaşamak tabi ki de farklı açılardan sürekli bir mücadelede olmayı gerektiriyor. En başında kendi anadilinizde olmayan bir yerde tüm işlerinizi halletmeye ve karşılaştığınız sorunları çözmeye çalışıyorsunuz. Bu durum zaman zaman yoruyor olsa da aslında geriye dönüp baktığımda son 3,5 yılda karşılaştığı zorluklara kendi çözüm bulmayı öğrenmiş, kendi işlerini kendi halledebilen kısacası büyümüş bir Gizem görüyorum ve şimdiye kadar başardıklarımla gurur duyuyorum.

Münih’e çalışmak için gelinmesini daha çok tavsiye ederim çünkü öğrenciyken zaten pahalı bir şehir olduğundan para biriktirmek oldukça zorlaşıyor. Tabi ki tercih size kalmış. Yaşamak için çok kaliteli ve huzurlu bir şehir. Herkesin kurallara uyduğu, yemyeşil ve ulaşımınızı her yere çok rahat, hızlıca sağlayabileceğiniz bir şehir. Burada yaşamanın en güzel yanı, konumu sayesinde Avrupa’nın merkezi olarak nitelendirilebilir ve her yere tren ya da otobüsle ucuza ulaşabilirsiniz. Öğrenci olarak indirimli fiyatlardan faydalanabilirsiniz. Günübirlik Bavyera biletiyle 5 kişi grup halinde kişi başı 6 Euro’ya Almanya’nın güneyini gezebilirsiniz. Meşhur romantik yol rotasından tutun Kral 2.Ludwig’in romantik Neuschwanstein Şatosu’na, kışın sayısız kayak merkezine yazın da yüzülebilecek, kano yapabilecek ya da tırmanış yapabileceğiniz hiking rotalarına sadece birkaç saatte ulaşabilmeniz mümkün, e daha ne olsun!

IMG_4544.JPG

Son olarak Münih’e turist olarak gelecek arkadaşlara gezmek için yer ve mekan olarak nereleri önerebilirsin?

Münih’te gençler genelde üniversiteye yakın bir cadde olan Schnellingstraße ( Schnelling caddesi) ve Münchner Freiheit taraflarında takılıyor, güzel kafeler ve restoranların  bir çoğu bu cadde boyunca sağlı sollu uzanıyor. Ders çalışmak, rapor veya sunum hazırlamak için kahvenizi alıp oturup saatlerce işlerinizi halledebileceğiniz yerler de mevcut, ben de en çok bu tarz konseptteki yerlere bayılıyorum.

En popüler olanlarından biri “Universität” durağında iner inmez hemen köşedeki cafe “The Lost Weekend”: kahvesi ve vegan atıştırmalıkları pek güzel, çoğu akşam değişik söyleşi ya da müzik etkinlikleri de oluyor.

Eğer yaz aylarında geldiyseniz ve hava güneşliyse önce pek şanslısınız, hemen sevinebilirsiniz. Sıcak havalarda gençler genelde hemen şehir merkezinden girilebilen İngiliz Bahçesi’ne piknik yapmaya, güneşlenmeye ya da spor yapmaya geliyorlar. Şehir boyunca akan Isar nehri kenarında oturup sohbet ediyoruz hatta buz gibi akan adı da ‘Eisbach’ olan nehre atlayıp, şehrin başka yerinden çıkabiliyoruz. Ben de bir İzmirli olarak deniz özlemimi nehirlere atlayarak ve göllere girerek gidermeye çalışıyorum.

İnternete yazar yazmaz çıkan turistik aktivitelerin dışında ‘Gaertnerplatz’ ve çevresi çok keyif aldığım yerlerden. Kahvaltı için ‘Hungriges Herz’ ya da ‘Cotidiano’ ya gönül rahatlığıyla oturabilirsiniz.

Hem yürümek hem de bisiklet kiralayıp dolaşabileceğiniz Nymphenburg Satosu’na uğrayabilir, bahçesinde boylu boyunca gezebilirsiniz. Dünya’nın en büyük botanik bahçesinden birine uğrayabilir, Moll gölü kenarındaki Apollo tapınağını ziyaret edebilirsiniz. Kahve ve kek molası vermek isterseniz bahçenin hemen yanındaki ‘Palmenhaus Schlosscafe’ ye oturabilirsiniz.

Burada okumak ya da staj yapmak isteyen tüm genç arkadaşlarımı Münih’e beklerim. Sizler için en güzeli olması dilerim, denemekten korkmayın!

Münih’ten sevgilerimle,

Gizem

Instagram: gizem.yolda

Röportaj ve fotoğraflar için Gizem’e çok teşekkürler. Kendisinin de bir blogu var, aşağıda paylaşıyorum. Sormak istedikleriniz olursa kendisiyle iletişim kurabilir ya da burada yorumlara yazabilirsiniz.

Gizem Yolda

Diğer röportajlar için buraya tık tık!

Instagram: hohhoyyt

Facebook: hohhoyyt

Author: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz Tarhan. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

Bir Cevap Yazın