Röportaj – Macaristan’da Yaşam

Yurt dışında yaşam röportajlarıma, Macaristan ile devam ediyorum. Yaklaşık üç yıldır orada yaşayan sevgili Pınar ve Uğur Macaristan’da yaşama dair tecrübelerini bizimle paylaştı. Onları uzun zamandır instagram üzerinden takip ediyorum, sorularıma cevap verdikleri için kendilerine çok teşekkür ederim. Macaristan’da yaşam konusunda bilgi sahibi olmak için bu röportajı okumanızı tavsiye ediyorum.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Merhaba, biz Pınar ve Uğur. Pınar mimar, İstanbul’a üniversite için gidip iş hayatı, arkadaşlar, eş durumu derken kalanlardan. Uğur profesyonel fotoğrafçı, doğma büyüme İstanbullu, “Kadıköy”ünün dışında ilk defa evlendikten sonra oturdu. Beraber Maltepe sahile taşınmıştık.

IMG_4962

Macaristan’da hangi şehirdesiniz? Oraya neden ve nasıl gittiniz? 

Macaristan’da Budapeşte’de yaşıyoruz, 2016 yazında taşındık. Aslında buraya geliş sebebimiz öncelikle “Pınar’ın çocukluk hayali”. Annem Macar, babam Türk olduğu için, küçüklüğümden beri neredeyse her yaz Macaristan’a gelirdik. Anne tarafı akrabalarımız Budapeşte’ye 80 kilometre mesafedeki Kecskemét isimli bir şehirde oturuyorlar. Burası hep içimde bir özlemdi, üniversitede iki yaz üst üste Macaristan’da staj yaptım ve kısa bir süre de olsa burada yaşamayı her zaman hayal ettim.

Bu arada Uğur’la evlendikten bir süre sonra da yurt dışında yaşama konusunu konuşmaya başlamıştık. Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da kendimizi artık rahat hissedemediğimiz ortam (kalabalık, trafik vs.) nedeni ile kalmak istemediğimize karar verip, Almanya’ya yerleşmeyi düşündük. Uğur’un anne tarafından akrabaları Düsseldorf civarındaki ilk göçmenlerden, ablası hala orada yaşıyor, bizim için kolay olacağını düşündük. Bu kararı verince ben Almanca kurslarına başladım, kariyer sitelerinden iş bakmaya başladım. Uğur’un o sırada fotoğrafçı olarak çalışmakta olduğu büyük projenin sona erdiği akşam koşuya çıkmıştık. Koşu sırasında “artık taşınabiliriz” dedim. Uğur o zaman “Acaba Macaristan’a mı gitsek? Hem bildiğimiz yer, hem bana hissiyat olarak daha sıcak geliyor, hem en azından sen dilini biliyorsun,” dedi. E be gözünü sevdiğim, bunu bana daha önce söylesene, ben niye aylardır Almanca kursuna gidiyorum. 🙂
Böylece Macaristan’daki arkadaşlarıma haber verdim, iş arıyorum dedim. Bu konularda genelde biraz şanslı ve rahat olduğum için mimar arkadaşlarımdan birinde hemen iş fırsatı çıktı, hatta birkaç ay bekletmek zorunda bile kaldım. Hem Türkiye’deki işlerimizi, hem de Budapeşte’de eşya ve ev durumlarını ayarlamak biraz zaman aldı. Her şeyi ayarlayıp eşyalarımızı taşıdıktan bir süre sonra da 2 kedimizi de getirdik ve o gün “artık tamamen yerleştik” diyebildik.

IMG_7966.JPG

Bu arada şunu belirtelim, bizim yurt dışında taşınma hayallerimizin temeli, daha sakin ve daha az kalabalık bir yaşam, işe bisikletle gidebilme, doğaya kavuşmak için saatlerce yolculuk yapmama, çöpleri geri dönüşüm kutularına atabilme gibi basit, ‘insancıl’ isteklerdi. “Daha çok kazanalım, Euro coştu biz de coşalım” desek tercihimiz Macaristan olmazdı tabi. Bu nedenle başlangıçta Türkiye’dekinden daha düşük maaşı da, daha küçük evi de göze aldık, ama bu kararlarımızdan çok mutlu olduk ve zamanla hayatımızda her şey yerine oturdu. Beklenti konusu ülke seçiminde gerçekten önemli. İstanbul’da hiçbir yere zamanında ulaşamamak, her gün trafikte sokaklarda kavga görmek, yorgunluktan arkadaşlarımızla bile görüşememeye başlamak bizi artık bıktırmıştı. Zaten yurt dışına taşınamasak da İstanbul’dan gitme kararı almıştık kısacası… Şimdi tatillerde İstanbul’a gittikçe ne kadar doğru bir karar aldığımızı da tekrar tekrar görüyoruz. Yapabilene saygımız büyük, ama biz İstanbul’da yaşamayı artık becerecek durumda ve enerjide olmadığımızı her seferinde yeniden fark ediyoruz.
Macaristan’a geldiğimiz ilk sene arkadaşlarımızla İstanbul’da olduğundan daha sık görüştük desek abartmış olmayız, 50 kişi filan ziyaretimize geldi herhalde.. 🙂 O nedenle özlemeye bile fırsat bulamadık. Yemek konusuna ikimiz de çok takılmıyoruz, o nedenle en çok özlediğimiz şey aile ve arkadaşlar oluyor.

IMG_8865

Çalışma koşullarından bahseder misiniz? Mesai saatleri, tatil süreleri nasıl? En çok aranan meslek grubu nedir biliyor musunuz?

Macaristan’da maaşlar çok yüksek değil, asgari ücret de diğer Avrupa ülkelerine göre daha düşük. Ekonomisi iyi olmadığı için zaten Euro kullanmaya da başlamamışlar. Ancak özellikle son yıllarda pek çok uluslararası firma, merkezini Budapeşte’ye taşımaya başlamış. Firmalar için koşullar daha uygun olduğu için ve ülkenin konumunun da Avrupa’nın tam ortasında olması sebebi ile tercih ediliyor. Mesai saatleri firmaya göre değişiyor ama 8-17 arası gibi diyebiliriz. Tatil süresi her çalışan için aynı başlıyor, 23 iş günü. 30 yaşından sonra 2 yılda 1 gün artıyor. Çocuğu olanların, çocuk sayısına göre her yıl fazladan tatil günleri var. İş değiştirdiğinizde tatil hakkınız sıfırlanmıyor Türkiye’de olduğu gibi.

Özellikle bilgisayar mühendisliği alanında çok iş ilanı olduğunu biliyorum, Macar web sitelerine bakınca da gerçekten bu meslek dalında ihtiyaç olduğu görülüyor. 🙂
Son yıllarda Macaristan da batıya çok göç vermiş, üniversiteyi bitiren çok sayıda genç bir fırsatını bulup ‘kaçmış’. O nedenle nitelikli çalışanlara pek çok alanda ihtiyaç var, mesela doktor sayısının yetersiz olduğunu biliyorum.

IMG_9199.jpg

Yaşam koşulları Türkiye’ye göre nasıl? Sağlık, eğitim, ulaşım, hayat pahalılığı gibi konuları kısaca karşılaştırmanız mümkün mü?

Öncelikle Macarlar daha sakin; nüfusun çok daha az olması sebebi ile günlük hayat, ulaşım daha rahat, insanlar birbirinin kişisel alanına saygılı. Metronun en yoğun saatinde bile insanlar birbirini rahatsız etmeden, dokunmadan seyahat etmeye çalışıyor. Sokakta kavga görme ihtimaliniz yok gibi bir şey, en büyük kavga arada 2 metre mesafe bırakılarak uzaktan birbirine sizli-bizli söylenmek şeklinde oluyor.
Okul öncesi eğitim neredeyse şart gibi bir şey, çünkü anneler de çok büyük oranda çalışıyor. Macaristan’da sokakta çok fazla kadın görürsünüz, bazen otobüste etrafa bakıyorum neredeyse erkek yok. Kadınlar gerçekten hayatın içinde aktif bir şekilde yer alıyor, taksi, otobüs, tramvay sürücüsü kadınlar var (Türkiye’de yaygın olmadığı için bu örnekleri veriyorum). Meslek sahibi olmak için üniversite şart değil, meslek liseleri de çok yaygın. Üniversiteden mezun olmak için ise dil sınavı verme şartı var, ancak yine de İngilizce konuşma oranı gençlerde yüksek olsa da, genelde çok yüksek diyemeyiz.
Hayat pahalılığı hesabını, asgari ücreti fiyatlara oranlayarak yaparsak buranın alım gücünün Türkiye’den daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Asgari ücretle değil de biraz daha ortalama bir maaş ile geçiniyorsanız, kültüre, sanata, gezmeye de çok rahat bütçe ayırabiliyorsunuz. Macaristan kitap okuma oranı en yüksek ülkelerden biri bu arada.

IMG_8692.JPG

Bir Türk olarak Macaristan’da yaşamayı tavsiye eder misiniz? Orada yaşamanın ne gibi güzellikleri ya da zorlukları var?

Biz burada yaşamayı çok seviyoruz. Bu konuda özellikle Uğur’un fikri ve yaklaşımı çok önemli; dili az bilmesine rağmen kendini burada yabancı hissetmediğini söylüyor. Türk veya başka bir milletten olmamızın Macarlar için bir farkı veya anlamı yok, yabancı olduğunu anlayan hiç kimse 2 yıldır Uğur’a “Nerelisin?” diye sormamış. Halbuki Türkiye’de başka bir şehirden gelen kişiye dahi, ilk değilse bile ikinci sorudur nereden geldiği. O nedenle burada Türk veya yabancı olarak yaşamanın herhangi bir zorluğu olduğunu düşünmüyoruz – dil problemi hariç. Ama o da bir şekilde çözülüyor, ilk selamı İngilizce yerine Macarca verdiğinizde, sonrasında başka tek kelime Macarca konuşamasanız bile, insanların yardım etmeye daha istekli olduğunu görebiliyorsunuz. Ben zaten hangi ülkede olursanız olun, İngilizceyi herkes konuşsa bile, oranın dilini bir an önce öğrenmenin şart olduğunu düşünüyorum.
Macaristan’ın Orta Avrupa’da oluşu bizim için büyük kolaylık, Türkiye’ye arabayla bile kolayca gidebiliyoruz. Etrafımızda da gezilecek çok fazla yer var, İstanbul’u bir ucundan diğer ucuna gideceğimiz süreden daha kısa zamanda Viyana’da olabiliyoruz mesela. Yine Uğur’un tespiti, Türklerle Macarlar birbirine pek çok konuda aslında benziyor, bunu günlük hayatta bazen anlık davranışlarda veya tepkilerde fark ediyoruz. Burada “Avrupa’nın soğukluğu yok” desek yeridir. Bunu geceleri sokakların boş olmaması anlamında da söyleyebilirim, Avrupa’da bildiğimiz “Akşam 7’den sonra in-cin top oynuyor,” durumu Budapeşte’de geçerli değil; geç saatlere kadar açık restoranlar, kafeler, eğlence yerleri var. Kısacası bizim için pek çok açıdan Macaristan’da yaşamak çok yerinde bir karar oldu.

IMG_8170

Son olarak Macaristan’a turist olarak gideceklere gezmek için nereleri tavsiye edersiniz?

Budapeşte haricinde de Macaristan’da görülecek çok fazla yer var. Tarihe ilgisi olanların aşina olduğu yerler Estergon, Vişegrad, Eger (Egri Kalesi), Mohaç bunlardan bazıları.
Macaristan’ın şifalı suları meşhur, Budapeşte de dahil olmak üzere her yerde bu şifalı suların çıktığı noktalara hamamlar, havuzlar yapılmış. Özellikle Miskolc’taki “barlangfürdö” (mağara-hamam gibi çevirebiliriz) gerçekten de bir mağaranın içine ve etrafına inşa edilmiş, havuz kompleksinde suyun içinde gezinirken mağaranın odacıklarının içinde geziyorsunuz yani. Macaristan’a gelirken yaz olsun kış olsun, yanınızda mayonuzu getirin. Bu kaplıcalar her mevsim açık.
Ayrıca Macaristan festival zengini bir ülke diyebiliriz. Avrupa’nın en büyük müzik festivali Sziget’in yanı sıra, yaz boyu özellikle “Macar Denizi” Balaton Gölü etrafında pek çok yerde festivaller oluyor. Bizim şimdiye kadarki favori festivalimiz ise Mohaç’taki Busojaras oldu, Şubat ayının sonunda “kışı kovmak” amacıyla korkunç kıyafetler giyip sokaklarda gürültü çıkararak gezinen Macarlar, söylentilere göre bir zamanlar Türkleri bu şekilde korkutup kaçırmış.

Macaristan’da ve diğer ülkelerde gezdiğimiz yerleri ve pratik bilgileri biz de web sitemizde, instagram hesabımızda ve youtube kanalımızda paylaşıyoruz, merak edenleri bekleriz: www.turistdegilgezgin.com

Instagram: turistdegilgezgin

Röportaj ve fotoğraflar için çok teşekkürler.

Burada olmayan merak ettiğiniz şeyler olursa lütfen yorum olarak bırakın, herkes faydalansın.

Diğer röportajlar için buraya tık tık!

Instagram: hohhoyyt

Facebook: hohhoyyt

Author: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz Tarhan. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

Bir Cevap Yazın