Orta Avrupa’nın Masal Kasabaları: Hallstatt ve Bled Gezi Rehberi

Fotoğraflarına senelerdir hayran olduğum, dünya gözüyle görmeyi çok isteyip bir türlü önceliklendiremediğim Hallstatt ve Bled’e sonunda gitme fırsatı buldum. Bu kasabaları beğenmemek mümkün değil, masal kasaba deyimini sonuna kadar hak ediyorlar. Tablo gibi bir doğası ve bu doğanın içinde masallardan fırlamış gibi duran yapılarıyla her gideni mest edeceğine eminim buraların. Sadece kasabaların kendileri değil, onlara çıkan yollar da ayrı bir güzellik. Eşimle kendi kendimize “insanlar buralarda gerçekten yaşıyorlar” diyorduk sürekli. Böyle yerlerden geldikten sonra İstanbul’daki yaşama geri dönmek daha bir zor oluyor. 😦 Karamsarlığı bırakıyorum ve size Hallstatt ve Bled gezi notlarımı anlatmaya başlıyorum.

DSC_0170
Bled
DSC_0421
Hallstatt

Hallstatt’a ve Bled’e nasıl gidilir? Hallstatt ve Bled ulaşım

Hallstatt Avusturya, Bled Gölü ise Slovenya sınırları içinde yer alıyor ve iki kasabanın arası 3 saat civarı sürüyor. Uçakla giderken, Bled Gölü’ne gidecekseniz Ljubljana, Hallstatt’a gidecekseniz Slazburg kullanabileceğiniz en yakın havaalanı konumundalar. Biz ikisine de gitmek isteidğimiz için bir havaalanını tercih etmemiz gerekiyordu, kampanyaya denk gelince Salzburg Havaalanı’na uçtuk ve oradan araba kiraladık. Dönüşte stres yaşamamak için rotamızı planımızın en uzak noktasından başlattık yani Ljubljana, Bled ve Hallstatt şeklinde ilerledik. Havaalanına iner inmez önceden rezervasyon yaptırdığım arabamızı aldık. Arabamızı Global Rent a Car firmasından kiraladık çünkü en ucuzu oydu ve hiçbir problem yaşamadık. Yalnız mutlaka gitmeden önce rezervasyon yapın. Eşim benim kiraladığım araba ufak diye pek memnun olmadı ve başka bir araba kiralayabilir miyiz diye tüm şirketlere sorduk, kendimizinki dahil hiçbirinde araba kalmamıştı. Şimdi gelelim Salzburg Havaalanı’nından Ljubljana’ya yolculukla ilgili bilgilere. Salzburg’tan Slovenya’ya giderken, sınırı henüz geçmeden önce 2 tane tünel çıkıyor karşınıza, bu tünellerden geçiş paralı, bir tanesi 11.5€ bir tanesi de 7.20€. Salzburg’tan Ljubljana’ya giderken ülkeler arası yolculuk yapıyorsunuz. Slovenya ülke içinde otoban geçişleri bizdeki HGS’ye benzer Vinyet isminde bir sticker ile yapılıyor. Ülkeye girdikten sonra karşınıza çıkacak ilk benzinlikten bu vinyeti almanız gerekiyor, zaten kısa bir süre sonra sağda benzinlik göreceksiniz. Vinyetler bizdeki gibi geçiş başına ücretlendirilmiyor, haftalık, aylık gibi seçenekler var. Biz bir haftalık aldık ve 15€ ödedik.

DSC_0146
Bled
DSC_0085
Hallstatt

Hallstatt’ta nerede kalınır? Hallstatt konaklama önerisi

Bizim rotamızın kesinliği biraz geç belli oldu, daha doğrusu önce Hallstat’tan mı başlasak tam karar veremedik bir türlü, bu nedenle otel rezervasyonu konusunda oldukça gecikmiştim. Hallstatt merkezindeki oteller bana pahalı geldi, o yüzden yakın çevredeki otelleri araştırdım. Hallstatt gölünün diğer tarafında yer alan, Hallstatt’a 5-6 km uzaklıktaki Obertraun kasabasında fena olmayan bir otel buldum ve rezervasyon yaptırdım. Otelde kahvaltı ayrıca satılıyordu ve hakkındaki yorumlar kötü olduğundan otelde kahvaltı etmedik, o yüzden o konuda yorum yapamayacağım. Otelin adı Seehotel am Hallstättersee, gölün yakınında, yeşillikler içinde havuzlu bir otel. Odalarda herhangi bir lüks beklemeyin ama gayet temiz ve balkon var, üst katlardaki balkonların göl manzarası var. Oteli daha detaylı incelemek veya rezervasyon yaptırmak isterseniz diye direkt linkini şuraya bırakıyorum. Kahvaltı hariç tek gece 110€ verdik, düşünün yani bu ucuz olan oda fiyatı. Siz siz olun Hallstatt planı yapıyorsanız uçak biletinden hemen sonra oteli ayarlayın, çok fazla otel olmadığı için ve çok turistik bir yer olduğu için yer kalmıyor. Merkezdeki en popüler otellerden biri Heritage Hotel Hallstatt, çok güzel ama biraz pahalı, bütçenize uygunsa tavsiye ederim.

DSC_0201
Seehotel am Hallstättersee

Bled’de nerede kalınır? Bled Gölü konaklama önerisi

İtiraf etmek gerekirse biz Bled’de konaklamadık. Ljubljana’da konaklayıp ertesi gün Bled’e gittik ve tüm günümüzü orada geçirip akşam da Bled’den ayrıldık. Bu arada, Ljubljana ile ilgili daha önce yazdığım yazıya şuradan ulaşabilirsiniz. Bled’de kalmamış olsak da gölün en güzel otellerinin birinin havasını soludum. Vila Bled, huzur dolu bahçesi, efsane Bled Gölü manzarası ve içindeki muhteşem restoranı ile kalbimi fethetti. Aşağıdaki fotoğrafın çekildiği yerde bir bank var, o bankta saatlerce oturabilirsiniz. Daha bol vaktimizin olduğu bir dönemde tekrar gidip bu otelde kalmayı çok istiyoruz. Romantizm ve huzur dolu bir konaklama geçireceğinize emin olabilirsiniz. Otel hakkında daha fazla detaya bakmak ve rezervasyon için şu linke tıklayabilirsiniz. Bled Adası karşısında olunca insan kendisini bir masalın içinde sanıyor, o yüzden bu otelde kalmasanız bile Bled’de mutlaka göl kenarındaki otelleri incelemenizi tavsiye ediyorum.

DSC_0071
Vila Bled

Hallstatt gezilecek yerler ve yapılacaklar

Marktplatz: Kasabanın kalbinin attığı yer olarak nitelendirebileceğim meydan küçücük ama çok tatlı ve fotojenik. Hem hediyelik eşyacılar hem de kafeler bulunuyor. Meydanın ortasında Holy Trinity yani Baba, Oğul, Kutsal Ruh sütunu bulunuyor. Bu meydandaki dükkanları ve kafelerden birini mutlaka ziyaret edin.

Evangelical Church: Hallstatt’ın internette paylaşılan çoğu fotoğrafından herkesin aşina olduğu kilise burası. 1863 yılında yapılmış olan kilise, kasaba meydanında yer alıyor. Bu kilisede arada sırada konserler oluyormuş, planınızı yaparken gittiğiniz tarihlerde konser olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm, güzel bir deneyim olacaktır eminim.

St. Michael’s Chapel: Köyün yukarılarında yer alan şapelin tarihi 12. yüzyıla dayanıyormuş. Bu şapele mutlaka çıkmanız gerekiyor. Hem buradan kasaba manzarası çok güzel, hem de bitişiğinde mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir mezarlık ve içinde bir kemik evi barındırıyor.

Hallstatt Cemetery: Yukarıda bahsettiğim mezarlık, dünyanın en estetik en güzel mezarlığıdır diye düşünüyorum, benim şimdiye kadar gördüklerim arasında en fotojenik olanıydı, mezarlık demeye bin şahit ister. Burada aile mezarlığı kavramı yokmuş ve bir mezara 10 yıl sonra başka biri gömülebiliyormuş.

Beinhaus: Şapelin içinde yer alan kemik evi dünyanın en büyük kafatası koleksiyonuna ev sahipliği yapıyormuş. Biri öldüğünde daha önce kullanılmış bir mezara gömülecekse, daha önce orada bulunan iskeletin kafatası bu koleksiyona aktarılıyormuş. Kafatasının kime ait olduğunu anlayabilmek için de üzerine resimler çiziliyor, yazılar yazılıyormuş.

DSC_0508.JPG
Hallstatt Mezarlığı

World Heritage Museum: Hallstatt’ın geçmişten günümüze başına neler gelmiş, kasabada ne gibi önemli olaylar yaşanmış merak ediyorsanız Hallstatt Müzesi’ne uğrayabilirsiniz. Pek beklentiniz olmasın, müze gezmeyi çok da sevmiyorsanız burayı pas geçebilirsiniz.

Skywalk: Köyün tepelerinden göle bakmakla yetinmeyenler, en tepeden tüm gölün, kasabanın ve hatta karşı kasabaların nefes kesici manzarasını seyretmek isteyenler buraya mutlaka gitsin. Köyün 350 metre yukarısında kalan manzara noktasına füniküler ile çıkabiliyorsunuz, bu füniküler Şubat ayı başından Aralık ayı başına kadar kullanılabiliyor.

Salzwelten: Biz gezmedik ama bir de Hallstatt’ta tuz madeni bulunuyor. Skywalk’a çıktığınız füniküler ile buraya da ulaşabiliyorsunuz. Kişi başı 30€ gibi yüksek bir fiyatı olduğu için biz kısıtlı zamanımızı göl kenarında keyif yaparak geçirmeyi tercih ettik.

Tüm bunların dışında Hallstatt merkezde yapabileceğiniz en iyi şey tabi ki sokaklarında avare avare dolaşmak. Şapele doğru çıkarken şehir manzaralı pek çok fotoğraf noktası yakalayabilirsiniz. Kasabanın ikonik manzarasıyla fotoğraf çekilmek istiyorsanız meydandayken gölü sağ tarafınıza alıp kasabanın çıkışına doğru yürüyün. Demir parmaklıkların olduğu bir alan var, işte orası ikonik manzara noktası. Zaten herkes fotoğraf çekilmeye çalışıyor olacaktır gittiğinizde, doğru yerde olduğunuz anlarsınız. 🙂 Ayrıca bahar ve yaz aylarında gittiğinizde gölde elektrikli botlarla gezintiye çıkabiliyorsunuz. İki kişilik kendinize özel tur da kiralayabilirsiniz, kalabalık bot turlarına da katılabilirsiniz. Elektrikli botlar 1 Nisan – 30 Eylül arası imiş ama büyük turlar ve kuğu şeklindeki deniz bisikletleri biz gittiğimizde de vardı.

DSC_0368
Hallstatt Sokakları

Bled Gölü gezilecek yerler ve yapılacaklar

Öncelikle gölün çevresinde yürüyüş yaparak gölü keşfetmeye çalışın, biz açıkçası biraz yarım yamalak yaptık bu işi, hatta meşhur Bled Gölü kalbi var ve ona denk gelmedik. Bled’e giden herkesin orada bir fotoğrafı var, biz hariç. 😀 Yürümek zor gelirse bisiklet kiralayabilirsiniz, hatta bence o çok daha keyifli bir seçenek olabilir. Göl etrafındaki turunuzu tamamladıktan sonra Pletna adı verilen kayıklarla gölde gezintiye çıkabilirsiniz, fiyatı saatlik 15€. Kendi başınıza kürek çekerek gezebildiğiniz küçük kayıklar da var ama çok kalabalık olmamasına rağmen biz hiç boş bulamadık onlardan.

Bled Kalesi: Slovenya’nın en eski kalesi olduğu söylenen Bled Kalesinin tarihi 1000’li yıllara dayanıyormuş. Kaleye çıkmak için en akıllıca yöntem araba, bence yürümeye kalkmayın, ya da sizi bilirsiniz. 🙂 Buradan Bled’in muhteşem manzaralarını görebilirsiniz, giriş 11€. Bence gölden bakıldığında gördüğünüz kale manzarası da efsane, çok heybetli duruyor.

Bled Adası: Burası Bled’i olduğundan daha masalsı hale getiren ve tüm fotoğraflarda göreceğiniz, gölün ortasında yer alan ada. Üzerinde yalnızca bir kilise bulunuyor ve bu kiliseye çıkmak için 99 basamaklı merdiveni aşmanız gerekiyor. Pletna ile gezintiye çıktığınız sırada bu adaya da uğruyorsunuz, yalnız tur fiyatına adadaki kiliseye giriş dahil değil, giriş kişi başı 6€. Yeni evlenince erkekler sevdiği kadını bu 99 basamaktan kucakta çıkartıyormuş, öyle bir gelenek varmış.

Ojstrica: Bled gölü’nü bir de tepeden göreyim, trekking yapmaya da bayılırım zaten diyorsanız sizi bu manzara noktasına alalım. 600 metre civarı bir tırmanış yaparak, kartpostallarda göreceğiniz Bled manzarasını kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Burayı bulmakta zorlanabilirsiniz, maps.me offline harita uygulamasında işaretlerseniz işiniz kolaylaşır.

DSC_0160
Bled Gölü

Hallstatt Yeme İçme

Hallstat’ta yiyebileceğiniz başlıca şey tabi ki şnitzel, biz de öyle yaptık. Ayrıca göl kenarı olduğu için balık da bol. Kahvaltı konusunda Hallstat’ı çok başarısız bulduk, hatta instagram’da Hallstatt’ta kahvaltıcı açacağım demiştim. Bence orada bir Türk kahvaltıcısı açan köşeyi döner. 🙂 Şaka bir yana, kahvaltıdaki mutsuzluğumuz sonrası öğlen güzel bir yemek keyfi yapmak istedik ve göl kenarındaki şirin mi şirin Gasthof Simony Restaurant‘ın bahçesine oturduk. Şnitzel ve yanına salata söyledik, gayet başarılıydı. Ama yemekten daha güzeli, göl kenarında kuğuları izleyerek sevgilinizle birlikte vakit geçirmek tabi ki. Burası aynı zamanda bir otel, erken davranırsanız belki uygun fiyata oda bulursunuz, ben araştırırken yer kalmamıştı. Hemen bitişiğinde Seehotel Gruner Baum otelinin de restoranı bulunuyor, biz kalabalık olduğu için burayı tercih ettik ama orası da çok övülmüştü. Kahve ve tatlı için de Maislinger isimli mekanı önerebilirim.

DSC_0130

Bled Yeme İçme

Bled Gölü’ne özel, Bled’e gidip de yemeden dönmemeniz gereken bir şey varsa o da Kremsnita denilen meşhur kremalı tatlıları. Bunun için her yerde önerilen mekan Park Cafe ama biz burada yemedik, öğle yemeğimizi yediğimiz restoranda yedik ve gayet güzeldi. Biz gölün etrafında gezerken tam kalenin karşısında kalan şirin bir restoran gördük ve orada yemek yemeye karar verdik. Restavracija Vila Ajda adında  göl kenarında çok keyifli bir mekandı. Et yedik, emaye tabaklarda tatlış bir sunumla getirmişlerdi ve nefisti. Tatlımızı da burada yedik, ve açıkçası illa ki Park Cafe’de yemeye gerek yokmuş diye düşündük. Burası dışında yukarıda bahsettiğim otel Vila Bled’in restoranı ve yukarıdaki cafesi de çok güzel, yemek yemeseniz bile en azından bir kahve içmenizi öneririm.

DSC_0101

Bled ve Hallstat yılın her dönemi gidilebilecek, her mevsim başka güzel olan yerlerden. Bizim gittiğimiz Ekim ayının ilk haftasında şansımıza hava o kadar güzeldi ki sanki sonbahar değil yaz mevsimindeydik. Bir de ağaçların renk şovu üzerine eklenince tadı damağımızda kalan bir seyahat oldu. Bana sorarsanız iki kasaba için de birer gece konaklamalı bir plan yapın, tadını çıkararak gezme şansınız olur böylece. Hallstat’ta gezilecek yerler daha fazla olduğu için oraya biraz daha uzun süre vakit ayırabilirsiniz. Vaktiniz ve naktiniz uygun ise tabi ki çok daha uzun süreli bir gezi planı yapabilirsiniz. 🙂 Bazı yerlerde Hallstatt ve Bled için hayal kırıklığı olduğuna dair yazılar okudum ama sanırım bu tamamen turist kalabalığı ile ilgili, biz o kadar kalabalık görmediğimiz için kasabaların tadını çok güzel çıkardık. O yüzden böyle yorumlara lütfen kulak asmayın ve bu güzel kasabaları seyahat listenizin başlarına ekleyin. Sevgiler. 🙂

Hallstatt’tan paylaştığım fotoğraflara instagram’da #hohhoyythallstatt hashtagi ile ulaşabilirsiniz.

Gelecek yazılarımdan haberdar olmak ve daha fazla fotoğraf için beni takip etmeyi unutmayın! 😉

Instagram: hohhoyyt

Facebook: hohhoyyt

 

Yazar: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s