Küba Günlükleri – Havana ve Çevresi Gezi Rehberi

Çevrenizde hepinizin vardır “Castro ölmeden Küba’ya gitmek lazım” diyen arkadaşlarınız. Ama genelde bu heves lafta kalır ve her yıl başka seyahatlere öncelik verilip ertelenir. En sonunda bir arkadaşım direkt gidelim mi diye sordu ve ben de daha fazla ertelemeye gerek görmedim. Air France’ten Paris aktarmalı biletlerimizi aldık ve gerçek 1 Mayıs’ı yaşamaya gittik. Küba gerçekten çok güzel bir ülke ve her daim tadı çıkarılır ama imkanınız varsa işçi bayramında gidip o coşkuyu yaşamınızı öneririm.

DSC_8039

Uzun bir uçuş sonrası 30 Nisan akşamı Havana’ya vardık. Etkinlikler, sabahın çok erken saatlerinde başlayacağı için,geceyi fazla uzatmadan mükemmel lokasyonuyla çok rahat etmemizi sağlayan güzel otelimiz Parque Central’ın terasında geçirdik. Otelin terasında havuz var ve şehir manzarası çok güzel. Buradan her yere rahatlıkla yürüyerek gidebiliyorsunuz. Otel tercihinizi hiç düşünmeden buradan yana kullanabilirsiniz. Otellerin dışında aileler evlerinin odasını ya da evin tamamını kiralıyorlar, bu şekilde daha uygun konaklama imkanı bulabilirsiniz. Şehir içi ulaşım için çoğunlukla yürümeyi tercih ettik ama görece uzak yerler için Coco Taxi denilen toparlacık sarı araçları kullandık. Daha sonra çevre kasabaları gezmek ve Küba gezimizin devamında kullanmak üzere araba kiraladık.

DSC_8577

1 Mayıs tam bir bayram coşkusuyla kutlanıyor. Sabah 5 gibi uyanıp yollara düşmenizde fayda var. Sokakalar ellerinde bayraklar, pankartlarla devrim meydanının yolunu tutmuş insanlarla dolu. Meydanda, bağımsızlık savaşının önderi olarak görülen, Küba’nın ulusal kahramanı ve simgesi, yazar Jose Marti’nin devasa heykelinin önünde platform kurulmuş. Etrafında, elleri bayraklı üniformalı asker grupları hazır bulunuyor. Ortam gerçekten çok güzel ve yıllardır olaylı 1 Mayıslara alışık bünyeye iyi geliyor. Devrim meydanındaki İçişleri Bakanlığı Binası üzerinde demirden yapılmış Che silueti ve hemen yanında Küba bayrağı asılı. Bunun önünde herkes gibi bir fotoğraf çekilirsiniz diye düşünüyorum. 😉

DSC_8045

Havana’da Devrim meydanı dışında Havana’nın simgesi oldukları için gidilmesi gereken yerler var, oraları gördükten sonra mümkün mertebe yürüyerek kendinizi sokaklara bırakın. Havana’da en sevdiğim şey sürekli sağdan soldan kulağımıza gelen latin müzikleriydi. Güzel bir canlı müzik duyduğumuz yere oturup yemek yiyor, hiç olmadı bir mojito molası veriyorduk. Tüm hayatımda içtiğim mojito sayısı Küba’da bulunduğum sürede içtiğimden azdır sanıyorum.

DSC_8678

Şimdi gelelim özellikle uğramanız gereken yerlerden bazılarına. Devrim müzesi, Partagas Puro fabrikası, Capital binası ve Havana katedrali turistik bölgelerde yer alan simge binalardan. Plaza de la Catedral, katedrali, turistik kafeleri ve müzisyenleriyle tam bir turistik meydan. Bu meydanın hemen yanındaki sokaktan girip biraz ilerlerseniz Ernest Hemingway’in Cuba için söylediği “My mojito in La Bodeguita, my daiquiri in El Floridita” sözündeki La Bodeguita del Medio isimli bara ulaşabilirsiniz. Yine bu sokakta para karşılığı sizinle fotoğraf çekilmek için bekleyen Kübalı kadınlar var. Bu arada daiquiri içmek veya akşam yemeği için Floridita restorana da mutlaka uğrayın derim.

DSC_8696

El Malecon denilen sahil şeridi bildiğimiz kordon boyu, burada günün her saati turlayabilirsiniz. Halkın bir kısmı burada denize de giriyordu. Plaza de Armas, eski kitapların satıldığı ve gündüz vakti bile canlı müzik olan kafelerin bulunduğu yine güzel bir meydan. Burada cici bir bahçesi ve canlı müzik olan La Mina diye bir restoranda yemek yemiş ve beğenmiştik. Yemek kültürleri fazla gelişmemiş. Deniz ürünleri, ve esmer pirinç pilavı her restoran menüsünde bulacağınız yemekler. Buradan sahile doğru indiniz mi Havana Limanına varıyorsunuz, bu yolda birçok alternatif bulabileceğiniz hediyelik eşyacılar mevcut.

DSC_8517

Bu saydıklarımın dışında eski Havana bölgesindeki sokaklarda kaybolup, evlerinin önünde yayılmış Küba halkıyla kaynaşmak en güzeli. Evler aşırı eski, ciddi anlamda dökülüyor. Ama halk mutlu görünüyor genel olarak. Yalnız hakikaten çok büyük bir fakirlik var. Birin merhaba demeye görün, hemen sizden para istiyor. Cristobal Colon mezarlığı da gitmeye değer yerlerden biri, çok büyük bir alana yayılmış olan bir anıt mezarlık. Bir de Callejon de Hammel denilen, grafitili duvarları ve sokak müzisyenleriyle çok hoşumuza giden  bir yere gitmiştik. Vaktiniz varsa burayı da görün derim. Biz Küba gezimin 4 gününü Havana’nın içine ayırdık ve neredeyse girmediğimiz sokak kalmadı. Son olarak gece canlı müzik dinlemek ve dans etmek için Casa de La Musica‘ya gitmenizi önereceğim, Küba kızlarının danslarına hayran kaldım.

DSC_8200

Havana’dan ayrılmadan önceki son günümüzde artık araba kiraladık ve komşu şehir Pinar Del Rio ile Vinales’i ziyaret ettik. Araba kiralamayla ilgili hemen bir parantez açayım, eski tip klasik Küba arabalarından değil, gayet modern otomatik vitesli bir araba kiraladık. Pinar Del Rio, puro fabrikaları ve tütün yetiştiriciliği ile tanınan bir bölge. Küçük bir şehir turu yaptık ve açık söyleyeyim burada pek bir şey yok. Buraya asıl geliş amacımız UNESCO dünya miraıs listesinde bulunan meşhur Vinales Vadisi’ne ulaşmaktı açıkçası. Geçerken uğradık ama uğramasak da olurmuş diye düşündük. Vinales ise gerçekten çok güzel bir yer, gidiş yolunu da biz çok sevdik, güzel manzaralara şahit oluyorsunuz. Mağarayı da ziyaret etmenizi öneririm, sandallarla gezme imkanınız da var. Vadide, düz bir kayaya Leovigildo Gonzalez tarafından çizilmiş devasa resim de buranın dikkat çekici bir başka güzelliği.

DSC_8822

Küba’dan şimdilik bu kadar. Bir sonraki yazımda Santa Clara, Cienfuegos, Trinidad ve Varadero maceramızı dilim döndüğünce anlatacağım. Bu yol gerçekten maceralı oldu bizim için çünkü İspanyolca bilmeyen, yanlarına harita almayı akıl edememiş iki kadının, yetersiz yol yönlendirmeleri ülkesi Küba ile imtihanı idi resmen. Görüşmek üzere!

Kulağa Küpe Notlar:

-Sizinle arkadaş olmaya çalışıp sizi komisyon aldıkları bazı mekanlara ve puro satıcılarına yönlendiren insanlar olacaktır, dikkat edin.

-Güneş çok yakıcı, yanınızda mutlaka güneş kremi götürün. İlk gün ben sürmeyi unuttum ve patlıcan moru kıvamında yandım. 😦

-İnternet çok nadir bulabileceğiniz bir şey ama çok da aramıyorsunuz zaten.

-Küba son derece güvenli bir yer, turizm onlar için önemli bir gelir kaynağı olduğundan turistlerin güvenliği önemli.

-Küba’da turistler ve yerli halk farklı para birimi(pezo) kullanıyor. Turistlerin kullandığı CUC, yerlilerin kullandığı CUP’un yaklaşık 26 katı.

Sorunuz olursa, lüften yorum bırakın, yardımcı olmaya çalışırım. 😉

Beni facebook ve instagramdan takip edebilirsiniz.

Yazar: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s