Romantizmin kalbi ve Avrupa’nın kültür başkentlerinden biri olan Paris’te gezilecek yerler saymakla bitmez aslında ama elimden geldiğince paylaşmaya çalışacağım. Pek çok kez Paris’e gittiğim için her defasında farklı yerleri ve bazen de aynı yerleri tekrar ederek gezme şansı buldum. Paris’te gezilecek yerlere nereden başlanır, nasıl bir rota izlenir size de anlatacağım. Özellikle ilk kez gidenlerin daha çok faydalanacağını düşünüyorum ama çok turistik olmayan alternatif rotaları da yazacağım, belki tekrar gidenlerin de ilgisini çekebilir. Paris’i çocukla gezecekler için çocuklara özel harika yerler ve önerilerle dolu yazımı da mutlaka okuyun: Çocukla Paris Gezi Rehberi

Paris Gezilecek Yerler
Öncelikle Paris’teki en önemli turistil yerleri paylaşıyorum, daha sonra alternatif rotalar da önereceğim. Paris’te konaklama için seçebileceğiniz mahalleleri anlattığım ve otel önerileri verdiğim Paris’te Nerede Kalınır? yazımı da mutlaka okuyun derim.
Paris’te Gezilecek Başlıca Turistik Yerler
Eyfel Kulesi: Paris deyince akla ilk gelen yer. Klişe ve çok turistik ama olmazsa olmaz. Kule, 1889 yılında Paris’te düzenlenen Dünya Fuarı için, Fransız devriminin 100. yılını kutlamak amacıyla inşa edilmiş, O dönemde tamamen demirden yapılmış bu kadar büyük bir yapı Paris halkı ve dönemin sanatçıları tarafından sert eleştiriler almış ancak zamanla halkın ilgisini kazanmış. Bugünse sadece Paris’in değil, dünyanın en tanınan simgelerinden biri. 330 metre yüksekliğiyle şehrin her yerinden görülebiliyor.
Eğer yukarı çıkmak isterseniz biletinizi önceden online almak, uzun kuyruklarda beklememek için şart. Biletler, kaçıncı kata çıkacağınıza ve asansör kullanımınıza bağlı olarak 14,50€’dan başlıyor, 36,10€’a kadar gidiyor.
Eyfel Kulesi’nin en güzel fotoğraf noktalarını da paylaşayım: Place du Trocadero, Pont de Bir-Hakeim, Rue de l’Universite, Avenue de Camoens. Ayrıca çevresindeki Champ de Mars parkında piknik yapmak ve fotoğraf çekmek çok keyifli. Gün batımından gece yarısına kadar her saat başında beş dakika boyunca ışık şovu oluyor, bunu da kaçırmayın.
Champs-Elysees ve Arc de Triomphe: Paris’in ve hatta belki dünyanın en ünlü caddesi. Lüks mağazalar ve kafeler sıra sıra dizilmiş, cadde boyu yürümek güzel oluyor. Caddenin sonunda Zafer Takı var. Üzerine çıkılabiliyor. Yukarıdan şehir manzarası çok güzel. Akşamları ışıklandırma da harika oluyor.

Sacre-Coeur Bazilikası ve Montmartre: Paris’in en yüksek noktalarından birinde yer alan bazilika, bembeyaz dış cephesiyle dikkat çekiyor. Şehre tepeden bakıyor ve Paris’in en güzel manzaralarından birine sahip. Bazilikanın etrafındaki Montmartre bölgesi ise daracık sokakları, sanatçıları ve parizyen kafeleriyle çok ama çok keyifli bir mahalle.
Bu mahalleden size bir insta foto noktası da söyleyeyim. Abbesses Meydanı’nın hemen yakınında, küçük bir parkın içinde yer alan Le Mur des Je t’aime, “Seni seviyorum” cümlesinin 250’den fazla dilde yazıldığı 40 metrekarelik, fayanstan duvara yapılmış bir sanat eseri. Önünde yoğun bir kalabalık göreceksiniz zaten.
Versailles Sarayı: Paris’ten 1 saat uzaklıkta ama Fransa’nın en görkemli sarayı olduğu için vaktiniz yeterliyse mutlaka görmelisiniz bence. Paris’in merkezindeki birçok istasyondan, RER C hattıyla Versailles-Chateau-Rive-Gauche durağına giderek kolayca ulaşım sağlayabilrsiniz. Tabi bu duraktan saraya yaklaşık 15 dk yürümeniz gerek. Kral XIV. Louis tarafından inşa ettirilmiş ve Fransız monarşisinin ihtişamını en iyi yansıtan yerlerden biri.
Saray, Trianon Malikanesi ve bahçeleri ayrı ayrı gezebilir ya da combo bilet alabilirsiniz. Önceden online bilet almak kuruklara takılmama için iyi oluyor. Ayrıca bazı günler ve saatlerde bahçede müzikli çeşme şovları ve gece görsel şovlar da oluyor, onlara yine ekstra giriş yapabilirsiniz. Kasım ayından Mart ayına kadar her ayın ilk Pazar günü ziyaretçilere ücretsiz.

Louvre Müzesi: Dünyanın en büyük ve muhtemelen en ünlü müzesi. İçeride Mona Lisa’yı görmek herkesin birinci amacı belki ama biraz abartıldığını söylemeliyim, gerçekten çok küçük. Bir de inanılmaz kalabalık oluyor, epey bekliyorsunuz ve vardığınız max 5 saniye foto vakti verip sizi zorla çekip çıkarıyorlar. Müzedeki en popüler üç eserden diğerleri Venus de Milo ve Winged Victory of Samothrace’i de kaçırmayın. Antik Mısır’dan Yunan heykellerine kadar daha binlerce muhteşem eser var. Tamamını gezmek günler sürebilir. O yüzden gitmeden önce ilginizi çeken bölümleri belirleyin.
Salı hariç her gün açık. Önceden mutlaka bilet alın, ona rağmen sıra bekliyorsunuz. Online biletleri buradan alabilirsiniz. Çarşamba ve cuma akşamları geç saate kadar açık oluyor bu arada.
Musée d’Orsay: Seine Nehri’nin kıyısında, eski bir tren garı olan Orsay Müzesi, Empresyonist ve Post-Empresyonist sanat eserlerinin en büyük koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Van Gogh, Monet, Renoir gibi ustaların eserlerini burada görebilirsiniz. Özellikle büyük saat camından görünen Seine manzarası tam bir insta foto noktası.

Jardin du Luxembourg: Paris’in tam ortasında, Latin Mahallesi’nin içinde yer alıyor. 1612 yılında Marie de Medici için yapılmış. Bahçenin ortasında büyük bir havuz, heykeller, ağaçlar ve bolca çim alan var. Hem yerel halk hem turistler buradaki sandalyelerden keyif yapıyor. Sandalyeler halka açık, dilediğiniz yere çekip oturabilirsiniz. Kitap okuyabilir, yürüyüş yapabilir ya da sadece geleni geçeni izleyebilirsiniz. 🙂 Özellikle çocuklu aileler için çok eğlenceli. Göletin üstünde yüzen oyuncak yelkenlileri kiralayabilirsiniz.
La Marais: Marais, kelime anlamı olarak “bataklık” demekmiş zamanında, ama şimdi Paris’in en popüler ve şık bölgelerinden biri. Orta Çağ’dan kalma dar sokakları, tarihi binaları, butik mağazaları, sanat galerileri, kafeleri ve barlarıyla günün nasıl geçtiğini anlamaycağınız bir mahalle diyebilirim. Marais aynı zamanda Yahudi nüfusunun ve Gay topluluğunun ağırlıkta olduğu, çok kültürlü ve hareketli bir semt. Burada falafelciler çok var bu arada, benim gibi seviyorsanız aklınızda olsun, L’As du Fallafel favorim.

Seine Nehri: Paris’in ortasından geçen ve şehre bambaşka bir hava veren nehir. Paris’i ziyaret edip de bu nehrin kıyısında yürümeden veya üzerinde bir tekne turu yapmadan dönmek, sanırım eksik kalır. Paris’i nehirden görmek bambaşka bir deneyim. 1 saatlik turlar yapılıyor. Gündüz de güzel ama akşam saatlerinde, ışıklar yanınca çok daha romantik oluyor. Bir de hop-on hop-off sistemiyle çalışan tekneler var. İstediğiniz yerde inip binebiliyorsunuz.
Notre-Dame Katedrali: Seine Nehri’nin ortasındaki Ile de la Cite adasında yer alan Notre Dame Katedrali, Gotik mimarinin en etkileyici örneklerinden biri. Maalesef 2019’daki yangından sonra uzun süre kapalı kaldı ama 2024 sonu itibarıyla yeniden ziyarete açıldı. Giriş ücretsiz ama inanılmaz kalabalık oluyor, online rezervasyon yaparsanız daha az beklersiniz.

Paris’te Az Bilinen Ücretsiz Yerler
Carnavalet Müzesi: Le Marais bölgesinde yer alan, Paris’in tarihine adanmış bir müze. İçeriği ücretsiz bir müze için oldukça dolu bence. Roma döneminden günümüze kadar Paris’in geçirdiği dönüşümü, şehrin önemli anlarını görebiliyorsunuz. Fransız Devrimi’ne ait eşyalar, eski tabelalar, mobilyalar, tablolar ve heykeller var. Ayrıca, şehrin farklı dönemlerine ait cadde ve ev dekorasyonlarını da sergilemişler.
Petit Palais: Grand Palais’in hemen karşısında yer alan küçük saray, 1900 Dünya Fuarı için yapılmış. İçeride Monet, Courbet, Delacroix gibi sanatçıların eserleri var. Ama en az eserler kadar binanın kendisi de çok güzel bana göre. Ortadaki avlu ve bahçesi harika. Çay kahve içebileceğiniz minik bir kafesi de var. Pazartesi günler kapalı.
Son olarak Paris’in 19. yüzyıldan kalma nostaljik pasajlarını da gezmenizi öneririm. Küçük butiklerin, sahafların, minik kafelerin olduğu cam tavanlı keyifli yerler. Benim bildiğim en güzelleri: Galerie Vivienne, Passage Verdeau, Passage Jouffroy.

4 Günlük Paris Gezi Rotası
Ben sadece fikir olsun diye bu rotayı paylaşıyorum, siz ilginizi çeken yerlere göre ve gezi temponuza göre eklemeler ya da çıkarımlar yapabilirsiniz.
Paris Gezi Rotası 1. Gün
Eyfel Kulesi, Seine Nehri Tekne Turu, Champs-Elysees ve Zafer Takı
Paris Gezi Rotası 2. Gün
Louvre Müzesi, Musee d’Orsay, Notre-Dame Katedrali
Paris Gezi Rotası 3. Gün
Sacre-Coeur Bazilikası ve Montmartre, Le Marais, Carnavalet Müzesi
Paris Gezi Rotası 4. Gün
Versay Sarayı, Petit Palais, Jardin du Luxembourg
Daha iyi içerikler üretebilmem için soru, eleştiri ve beğenilerinizi yorum olarak bekliyorum.
Gelecek yazılarımdan haberdar olmak ve daha fazla fotoğraf için beni takip etmeyi unutmayın!
Instagram: hohhoyyt
Youtube: hohhoyyt
Facebook: hohhoyyt