Ürdün Gezi Rotası: Çocukla Ürdün Seyahati

Ürdün 2018 yılı seyahatlerim içinde benim için en özel olanıydı. Bunun birçok nedeni var, başlıyorum saymaya. Öncelikle bu büyülü rotayı eşim yanımızda olmadan oğlumla baş başa yaptık. Ama tam baş başa sayılmazdık, gezginlerden oluşan sırt çantalı bir gruba biz de sırt çantalarımızla katıldık. Yani çocukla ilk backpacker seyahatimi de yapmış oldum. Hostellerde de kaldık, bedevi kamplarında da. Ülkeye girmeden önce bir de pasaport problemi yaşadık ve Amman hava limanında oğlumla 8 saat civarı mahsur kaldık. Son olarak, bu pasaport problemi beklediğimden öyle saçma boyutlara geldi ki Ürdün, dünya turu öncesi 2018’de çıktığım son yurt dışı seyahatim oldu. Hava alanı maceramız için şu yazıyı, Ürdün’e gitmeden önce bilmeniz gerekenler ve konaklama önerileri için de şu yazıyı okuyabilirsiniz. Ürdün’de gezilecek yerlerin detayları ve çocukla Ürdün seyahati için önerilerimi ise bu yazıya sakladım.

DSC_0712

Ürdün Gezilecek Yerler

Bizim rotamız Amman, Petra, Wadi Rum, Lut Gölü ve tekrar Amman şeklindeydi. Bu yazıda benim Ürdün’de gitmek istediğim fakat rotamızda olmayan birkaç yerden de araştırdığım kadarıyla kısaca bahsedeceğim. Belki duymamış olanlarınız vardır, onlara da değinmeden geçmek istemiyorum. Tabi ki Ürdün’de gezilecek yerler burada yazılanlarla sınırlı değil ama bunların en görülesi yerler olduğunu söyleyebilirim.

Amman

Ürdün’ün başkenti ve en büyük şehri Amman aslında uçuşumuzun varış noktası olmasaydı pas geçebileceğim bir yerdi diyebilirim. Eğer uçuşunuz Akabe’ye ise rotanıza almayabilirsiniz. 🙂 Amman oldukça kaotik bir şehir yani aslında İstanbul’dan alışık olduğumuz, trafik, kalabalık ve gürültü burada da var.  Ancak Amman sokakları çok daha eski, kirli ve bakımsız görünüyor. Önceki yazımda da belirtmiştim, güvenlik anlamında bir sıkıntı yaşamadık. Gece kalabalık çıktık dışarı mesela, sonra bir noktada ayrılıp iki kadın bir çocuk olarak rahatlıkla hostelimize geri döndük. Şehirde gezilecek yerlere gelirsek ilk sırada Roma Antik Tiyatrosu ve Forumu bulunuyor. Tiyatronun 2. yüzyıldan kaldığı düşünülüyor ve 6000 kişilik kapasiteye sahip. Giriş 2 JD(Ürdün Dinarı). Burası bizim kaldığımız hostelin tam karşısındaydı, o yüzden ilk sırada söylüyorum. 🙂 Diğer en önemli yer Amman Kalesi ve girişi 3 JD. Kale Amman’ın en yüksek tepesinde yer alıyor, bu nedenle panaromik bir şehir manzarasına sahip. Bizans Kilisesi’nin ve Herakles Tapınağı’nın kalılntılarını kale içinde görebiliyorsunuz, bir de eski bir Arkeoloji Müzesi bulunuyor.  Biz hava alanından mahsur kalınca gidemedik ama Rainbow Caddesi de görülmesi gereken yerlerden, pek çok kafe ve mağaza olan turistik bir sokakmış. King Abdullah Camii de güzel mimarisiyle turistlerin ilgisini çeken bir yer.

DSC_0902

Petra

Ürdün’ün en popüler turistik noktası olan ve Dünya’nın yeni yedi harikasından biri olarak kabul edilen Petra çoğu insanın aklına Ürdün’ü sokan yerdir sanıyorum. Bazı popüler yerler hayal kırıklığı yaşatır ya, Petra kesinlikle onlardan biri değil. Hatta fotoğrafta gördüğümden çok daha fazla heyecanlandırdı beni. Petra’ya ulaşmak için 1.2 km uzunluğunda olduğu söylenen ama yürürken daha uzunmuş gibi gelen 🙂 bir kanyondan geçiyorsunuz. Bu kanyonun başladığı yere ulaşmak için de bir 600 metre yürüyorsunuz, yani toplamda 1.8 km bir yürüyüş yolunuz var. Bu kanyonun adı Siq Kanyonu imiş, kendisi zaten yeterince güzel bir de sonunda yavaş yavaş karşınıza tüm görkemiyle El-Khazneh çıkıyor. İşte o noktada, hayallerinize bir tık daha atmanın mutluluğu, yüzünüze kocaman bir gülümseme olarak yansıyor. Kaya içine oyulmuş ve günümüze kadar oldukça sağlam bir şekilde gelmiş bu muhteşem yapının her detayına hayran olmamak elde değil. Nebatiler döneminden kalan El-Khazneh’nin kraliyet mezarlığı olarak yapıldığı ve sonrasında korsanların hazinelerini sakladığı yer olduğu düşünülüyor. Petra biletleri biraz pahalı yalnız, bir günlük giriş ücreti 50 JD yani bugünün(Eylül 2018) kuruyla 9.4 ile çarpmanız gerekiyor. Ben gittiğimde hemen hemen yarısıydı, artık her gördüğümüz yer yanımıza kar kalıyor. 😦 Petra’da görülecek tek yer El-Khazneh değil, daha pek çok yer var. Ben çocukla hepsine gidemedim ama yine de sizin için sayacağım. El-Khazneh karşınızdayken sağa doğru yürümeye başladığınızda önce Roma Tiyatrosu’na ve karşısındaki Kral Mezarları’na ulaşıyorsunuz. Daha sonra kolonların dizili olduğu bir caddeden geçip Qasr Al-Bint Tapınağı’nın kalıntılarına ulaşıyorsunuz. Son olarak 800’ün üzerinde basamaktan oluşan merdivenleri çıkmayı göze alırsanız büyüleyici Ad Deir Manastırı’na varıyorsunuz. Buraya katır ve eşeklerle de çıkmak mümkün, pazarlık becerinize göre 10-20 JD arası değişiyor fiyatlar. Ama o hayvancıklara yazık gerçekten, bence yürüyerek çıkmayacaksanız boş verin gitsin. Bir de El-Khazneh’i tepeden gören muhteşem bir manzara noktası var, buraya çıkmak oldukça zahmetli, kendi başınıza çıkmanızı önermem. Zaten size pek izin vermiyorlar, belli bir ücret karşılığı çıkarıyorlar, burada da sıkı pazarlık etmeyi unutmayın. Bunların hepsini gezebilmek için Petra’da en az bir tam gününüzü geçirmeniz gerekiyor.

DSC_0562

Petra’da bir de gece şovu düzenleniyor ve gündüz haliniz kaldıysa buna mutlaka katılın. Gecesine katılmak için 17 JD daha veriyorsunuz ama kesinlikle değiyor. Ben önceki günün de etkisiyle kendimi çok yorgun hissediyordum ama oğlum gördüğü fotoğraflar sonrası o kadar çok istedi ki gitmek zorunda kaldım. Belki bu size ilginç gelecek ama gerçekten böyle oldu ve iyi ki onun isteğine kayıtsız kalmamışım, yaşadığım en etkileyici anlardan biriydi. Oğlumu sorarsanız, ilk 10 dakika sonrası müziğin etkisiyle uyudu. 😀 Petra’ya gidecekseniz kesinlikle gecesine de katılın, eğer burada bir gününüz varsa haftada sadece üç gün olduğunu unutmayın. Pazartesi, Çarşamba ve Perşembe günleri yapılan bu törene girebilmek için gündüz biletinizi göstermenizi istiyorlar. O gün girmediyseniz gece biletini alırken ertesi gün için gündüz bileti alarak da giriş yapabiliyorsunuz. Siq Kanyonu sadece mumlarla aydınlatılıyor ve El-Khazneh önünde de yüzlerce mum yakılıyor, görüntü gerçekten büyüleyici. Saat 20:30’da içeri girmeye başlıyorsunuz, bir müzik şovu ve hikaye anlatımı oluyor, 22:30’a kadar kalabiliyorsunuz. Gecenin başında sadece mumlarla aydınlatılan El-Khazneh, sonunda bir de fotoğraflayabilmek için farklı renklerde ışıklandırılıyor.

IMG_0293

Wadi Rum

Petra’nın ikinci en popüler yeri de kuşkusuz Wadi Rum. Bunda Matt Damon’ın oynadığı Marslı filminin çekildi yer olmasının da etkisi büyük sanıyorum. Gerçekten bu dünyanın dışında gibi hissediyorsunuz kendinizi oradayken. Burada çekilen tek film Marslı da değil; Arabistanlı Lawrence, Kırmızı Gezegen, Görev Mars, Mars’taki Son Günler, Transformers ve Rouge One gibi ünlü filmlerin yanı sıra adına pek aşina olmadığımız daha pek çok filme ev sahipliği yapmış. Wadi Rum’u gezmek için günübirlik veya konaklamalı tur şirketleriyle anlaşıp 4*4 araçlarla safari yapma imkanınız var. Araba kiralayıp ülkeyi gezmeyi düşünüyorsanız ve Wadi Rum da bunun içine dahilse aracınız 4*4 olmalı. Giriş ücreti kişi başı için 5 JD ama araç için de ayrıca 20 JD alınıyormuş. Bu arada çölde telefon kesinlikle çekmiyor, elinizde harita olsa bile her yer birbirine benzediği için kaybolma olasılığınız yüksek, bence riske atmayın. 😉 Günlük tur düşünüyorsanız, safari turlarını incelediğinizde farklı sürelerde programlar göreceksiniz, bence vaktiniz varsa en uzun olanı seçin ve her yeri görün. Biz sabah kahvaltımızı edip Petra’dan yola çıktık, bir saat civarı süren yolculuk sonrası tur şirketinin yerine vardığımızda herkes öğle namazına gitmişti, orada onları beklerken biraz vakit kaybettik. Turumuz 4 saat civarı sürdü ve gerçekten çok güzel yerler gördük, benim için muhteşem bir deneyimdi. Arada bir yerde mola verip kısa bir deve turu attık, çok daha uzun süreler deve ile gezinti yapabiliyorsunuz. Bu çölde deveye binme deneyimi, kendinizi eski zamanlarda hissetmenize sebep oluyor. Turun sonunda harika bir manzaraya sahip olan bedevi kampımıza gittik, hava bulutlu olduğu için meşhur gün batımını maalesef izleyemedik. Daha sonra tüm gün doğru dürüst bir şey yememenin de verdiği açlıkla, hazırladıkları muhteşem tandır ve mezeleri yedik. Akşam yemeği sırasında yöresel canlı müzik de oluyor ama oğlum yemek sırasında uyuduğu için ben erken kalktım ve müziği çadırımızdan dinledim. 🙂

DSC_0634

Lut Gölü

Petra’dan sonra istikametimiz Lut Gölü yani diğer adıyla Ölü Deniz oldu. Dünyanın en alçak noktası ve en tuzlu üçüncü gölü olan Lut’ta tuz oranı nedeniyle herhangi bir canlı yaşamadığından ölü deniz olarak anılıyormuş. Burada yine tuz oranı yüksekliğinden kaynaklanan suyun kaldırma kuvveti nedeniyle batmanıza imkan yok, hatta bir kere ayaklarınızı havaya kaldırınca tekrar yere basmak için oldukça komik durumlara düşüyorsunuz. 🙂 Bu arada yüzünüzün suya girmemesine dikkat edin, gözleriniz çok yanabilir. Lut gölü çevresinde pek çok otel var, kimisi hemen gölün arkasında yer alıyor kimisi de ücretsiz servis ile götürüyor. Gölden çıkarılan mineraller ile pek çok güzellik bakım ürünleri yapılmış, gelmişken alabilirsiniz. Bir de tabi ki göl kıyısında çamur banyosu yapmadan gölden ayrılmayın. 🙂

bookingjordan_Dead-Sea-Jordan
bookingjordan.com

Bizimki beş günlük ve oldukça verimli geçen bir Ürdün gezisiydi. Bu gezi dört günde de yapılabilir çünkü biz ilk akşam ve son akşam Amman’da kaldık, ama daha kısası olmaz, yani çok koşturmaca olur,  zevk almazsınız bence. Lut Gölü’nü eleseniz bile Wadi Rum ve Petra için birer tam gün gerektiğini düşünüyorum, gidiş, geliş günlerinizi ve saatlerinizi  göz önünde bulundurarak buna göre bir plan yapmalısınız. Bunların dışında gidilebilecek yerlerden biri Amman’a 40 dakika uzaklıkta yer alan Jerash antik kentini ziyaret edebilirsiniz. Roma İmparatorluğundan günümüze çok iyi korunarak gelmiş olan şehrin fotoğrafları çok etkileyici görünüyor, eminim kendisi de öyledir çünkü Ürdün’de beni hiçbir fotoğraf yanıltmadı. 🙂  Aklımda kalan diğer yer ise Wadi Mujib oldu, burası da Siq gibi bir kanyon ama yolu kuru değil, Mujib nehir akıyor. Burada oldukça ıslak bir macera yaşamak isterseniz canyoning turlarına bakabilirsiniz. Hz. Musa’nın öldüğü yer olduğuna inanılan Nebo Dağı ve Ürdün’de yaban hayatı deneyimleyebileceğiniz Dana Milli Parkı da gezebileceğiniz yerler arasında bulunuyor.

wadi-mujib-jordan.nationalgeographic.jpg
nationalgeographic.com

Ürdün’e çocukla gidecek olanlar için notlar

Öncelikle Ürdün’e gittiğimizde oğlumun yaşını söyleyerek başlayayım, genelde soruluyor çünkü. 3 yaş olmasına tam 2 ay kala gittik biz bu geziye. Programımız çok sıkışık olduğu için Ürdün çocukla beni biraz korkutuyordu açıkçası ama beklediğimden iyi geçti. Anlattığım turistik yerler arası bazen 4-5 saati bulabiliyor ama çok şükür oğlum yollarda uyuyan bir çocuk. Böyle uzun yolların 2-3 saatini öğle uykusu niyetine uyuyarak geçirdi. Özellikle Wadi Rum’dan Lut Gölü’ne giderken yol çok uzun ve sallantılıydı, bir ara karnım ağrıyor dedi. Uyursan geçer oğlum dedim, o da kucağıma yattı ve uyudu gerçekten, en kötü yolları böylece atlatmış olduk. 🙂 Ada, Amman dışında gittiğimiz yerlerde hiç sıkılmadı. Petra’da kumlara buladı durdu sürekli kendini ve ben de onu etrafı keşfetmesi için rahat bıraktım, bir ara kaşı gözü her yeri bulanmış pandomim sanatçıları gibi olmuştu. 😀 Wadi Rum’da gittiğimiz yerin durumuna göre ya kumlarda yuvarlandı, ya dağa taşa tırmandı. Çok mutlu görünüyordu gerçekten ve ben de iyi ki getirmişim dedim kendi kendime. Safarimizde de çok keyifliydi, turistik spotların arası çok uzun olmadığı için kısa süreli zıplayarak gitmek ona çok eğlenceli geliyor. Ölü Deniz’e çocukla girmedim çünkü onun boyutları için biraz zorlayıcı geldi bana ama geri kalan zamanımızı otelin havuzunda geçirdiğimizden yine halinden çok memnundu. 🙂 Bu arada Ürdün’de gittiğimiz tüm turistik yerler 12 yaş altındaki çocuklar için ücretsiz.

DSC_0582

Petra’ya giderken bebek arabası götürdüm çünkü ada kanguru sevmiyor, ancak Siq Kanyonu’nun çoğunluğunda yol çok büyük taşlardan oluşuyor ve içinde çocuk varken bebek arabasını kullanmanız imkansız gibi bir şey. Buralarda Ada neyse ki çoğunlukla yürüdü ama ben boş bebek arabasını taşımak zorunda kaldım, kucak isteseydi daha da sıkıntı olacaktı. Benim için yine de belli bir miktar kurtarıcı oldu çünkü öğle uykusunu da arabasında uyudu, başka uyuması için bir yer yok. Petra gecesini kendisi istediği için onunla bir anlaşma yaptım ve ancak kanguruyla gidebileceğimizi, sıkılmayacağına söz vermesini istedim. Genelde pek sözünde durmaz aslında ama 😀 o gece beni çok gururlandırdı ve kanguruda hiç sesini çıkarmadı. Tabi benim belim de koptu biraz ama olsun o deneyim için değerdi. Gidiş geliş yaklaşık 4 km yolu kanguruda geçirebilir diyorsanız, kendinize de güveniyorsanız kanguru almanızı tavsiye ederim. Daha büyük çocuklar zaten yürüyecektir diye düşünüyorum. Tabi kanyonla da bitmiyor, içeride de kilometrelerce gezilecek yer var, bunları hep hesap edin. Ben 800 basamak çıkmayı göze alamadım çünkü Ada’nın yürümeye başlasa bile 10. basamak sonrası kucak isteyeceğine emindim. Yabancı bloglardan birinde kanguru ile manastıra çıkan birini okudum ve önce inanamadım ama baba taşımış, yani baba varsa çıkılabilir sanırım. 😉 Hem Petra hem Wadi Rum için mutlaka yanınıza yiyecek alın, hatta su da alın. Petra’da El-Khazneh’nin olduğu yerde ve manastırın orada büfeler var ama yiyecek olarak doyurucu bir şey yok, ayrıca pahalı, su 2 JD yani 20 TL idi. 😦 Güne erken başlayın böylece hem kalabalıklara kalmaz hem çok acele etmeden bol mola vererek Petra’yı gezebilirsiniz ya da birden fazla gün geçirebilirsiniz. Bu arada El-Khazneh’den kanyonun başlangıcına kadar olan yolu giden at arabaları bulunuyor ancak çok pahalı, çok zorda kalırsanız öyle bir alternatif olduğunu da bilmenizi istedim sadece. Wadi Rum’da safari sırasında çok kum oluyor, mutlaka çocuğun yüzünü kapatabileceğiniz bir şey olsun yanınızda.

DSC_0888

Seyahatimizi Nisan 2018’de gerçekleştirmiştik, önceki yazılarımı hemen yazmıştım ama sonrasında döviz artışları nedeniyle bu son yazı için motivasyonumu kaybetmiştim açıkçası. Sonuç olarak aklımda kaldığı kadarıyla yazdım ama aradan uzun zaman geçtiği için atladığım şeyler olabilir, merak ettiklerinizi yorum olarak iletebilirsiniz.

Ürdün’den paylaştığım fotoğraflara instagram’da #hohhoyytjordan hashtagi ile ulaşabilirsiniz.

Gelecek yazılarımdan haberdar olmak ve daha fazla fotoğraf için beni takip etmeyi unutmayın! 😉

Instagram: hohhoyyt

Facebook: hohhoyyt

Yazar: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s