Hafta Sonu Bükreş Gezi Rehberi

Eski çalıştığım şirkette iş sebebiyle defalarca Bükreş’e gitme fırsatı bulmuştum. Bu ziyaretlerim sırasında işten arta kalan zamanlarda arkadaşlarımla mümkün mertebe şehri yaşamaya çalışıyorduk. Her gidişimde bu şehrin ne kadar azımsanan bir şehir olduğunu tekrar fark ediyordum. O zamanlar bekar olduğum için beni bir süreliğine devamlı olarak Bükreş’te çalışmaya göndermelerini bile hayal ettiğim olurdu. Çünkü hem şehirde hem de çevresinde keşfedecek  çok şey var. Eşim de yine iş sebebiyle sık sık Bükreş’i ziyaret etmiş zamanında. Geçtiğimiz hafta sonu hazır vizemiz varken ve Ağustos ayına yurt dışı planımız yokken ikimizin de özlediği Bükreş’e, bu sefer oğlumuzla küçük bir kaçamak yapalım dedik. Aslında eşim zaten yine iş sebebiyle yaklaşık on gün süresince orada olacaktı ve biz de ana oğul baş başa yurt dışı uçak yolculuğu yapmış olduk. Ben size bu hafta sonuna sığdırabildiklerimizi yazacağım ama Bükreş’te gezilecek yerler çok daha fazla. Burada yazdıklarım dışında merak ettikleriniz olursa yorum olarak bırakın lütfen. Buyrun size Bükreş gezi notlarım. 🙂

DSC_0773
CEC Bank

Detaylı önerilerime geçmeden önce kısa kısa birkaç bilgi vermek istiyorum. Bükreş, şehrin bazı kısımlarındaki mimarisinden ve geniş caddelerinden dolayı doğunun Paris’i olarak anılıyor. Para birimleri Lei ve Ağustos 2016 itibarıyla 1 TL karşılığı 1,35 LEI. Taksilerin fiyatları değişken ve üzerinde km başına ne kadar ücret aldıkları yazıyor, binmeden önce buna dikkat edin. 1,39 ile 3,5 Lei arasında değişebiliyor fiyatlar. Aramızda saat farkı bulunmuyor. Odeon Tiyatro’sunun önünde bir Atatürk büstü var.

DSC_5687
Boulevard Unirii

Bükreş Konaklama

Bu ziyaretimize dair Bükreş otel tavsiyesi veremeyeceğim zira eşimin yanına gitmiştik ama daha önceki ziyaretlerimde kaldığım otellerden sevdiklerimi Bükreş’te konaklama için önereceğim. Buraya yazmadan önce internetten kontrol ettim, yorumlara ve fotoğraflara bakılırsa halen aynı şekilde düzgün hizmet vermeye devam ediyorlar. 😉

K+K Hotel Elisabeta: Üniversite meydanına çok kısa bir yürüyüş mesafesinde ve birçok popüler yerin merkezi Lipscani bölgesine on dakikalık yürüyüş mesafesinde bir otel. Kahvaltısı gerçekten çok güzel ve odaları tertemiz. Wifi da çok iyi çalışıyor. Geceliği 70€ civarı fiyatıyla performans olarak çok başarılı olan bu oteli kesinlikle tavsiye ediyorum. Buradan rezervasyon yapabilirsiniz.

Hotel Tempo: Konumu merkezi sayılabilecek olan bu otel, geceliği 50€ civarı olan fiyatı için oldukça başarılı. Wifi hızlı, kahvaltısı çok yeterli, odaları pırıl pırıl. Burası da her zaman memnuniyetle kaldığım bir oteldi, tavsiye ederim. Rezervasyon için buraya tık tık.

National Theatre

Bükreş Yeme İçme Rehberi

Caru Cu Bere: Yemeklerinin güzelliğinin yanı sıra büyüleyen atmosferiyle hem turistlerin hem de yerel halkın gözdesi bu restorana gitmeden Bükreş’ten ayrılmayın. İlk olarak 1879’da açılmış tarihi bir restoran. İsmi, bira arabası anlamına geliyormuş. Geleneksel yemekleri burada tatma şansı bulabilirsiniz. Tahta döner kapısından içeriye girerken sanki bir anda 19. yüzyılda bir baloya giriyormuşum hissi veriyor bana. Üzerimde koca popolu kabarık etekli elbisem ve arkadan zikzaklı korseyle sıkıştırılmış incecik belimle içeri süzülüyorum sanıyorum kendimi. Eskiden restoranın girişindeki tentenin üzerinde mütevazi bir şekilde “Probably the best restaurant in town” yazıyordu ve ben bu fikirlerine tümüyle katılıyorum. Bu gidişimizde üst kısımda tadilat vardı o yüzden bu yazıyı kaldırmışlardı, sanırım üst kata bir teras yapılıyor. Menüsü gerçekten çok zengin, ne yiyeceğinize karar vermekte zorluk çekebilirsiniz. Ben birçok kez gitme fırsatı buldum ve her seferinde farklı tatlar denemeye çalıştım, bir kez olsun kötü bir şeye rastlamadım. Giriş katında her akşam farklı bir dans gösterisi oluyor, ayrıca alt katta da geleneksel müzikler çalan bir grup var. Özellikle haftasonu akşamları mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekiyor, 15 dakika içerisinde gitmezseniz rezervasyonunuz iptal oluyor ve yemek için 2 saat süre veriyorlar. Biraz katı kuralları var gibi görünebilir ama çok fazla talep gördüğü için böyle bir uygulamaya gitmişler.

DSC_0786

DSC_5721

DSC_5730

DSC_5740

Joseph: Bükreş’te gerçek bir gastronomi deneyimi yaşamak istiyorsanız bu restorana kesinlikle gitmelisiniz. Joseph Hadad isminde muhteşem bir şefin restoranı. Şık ve sade bir dekorasyonu var. Garsonlar son derece nazik ve yemek konusunda size çok yardımcı oluyorlar, önerilerine kulak verin. Orta pişmiş Arjantin steak Türklerin çok tercihi olmasa da içi biraz kırmızı geliyor ama çok leziz, ağızda dağılıyor. Salata menüleri yok, isteğinize göre malzemelerle salata hazırlıyorlar. Şarapları çok güzel, mutlaka deneyin. En bomba kısım tatlı, “Frozen Earth” diye bir tatlıları var, resmen üç boyutlu bir tablo. Donmuş dumanlar içinde geliyor ve hem görsel hem lezzetsel bir şölen yaşatıyor. 🙂 Bu arada fiyatlar tabi ki her “fine dining” restoranında olduğu gibi yüksek, bilginiz olsun.

IMG_3000

IMG_2999

El Torito: Bükreş’e gittiyseniz ve Meksika mutfağı ya da en azından margarita seviyorsanız buraya bir uğrayın derim. Çilekli margaritası enfes, içmelere doyamadım. Quesadilla, patates kekleri ve etli taco tavsiye ederim. Daha önce Madrid’te bir Meksika restoranında erimiş peynir yemiştim ve bayılmıştım, o yüzden burada da söyledik ama pek beğenmedim şahsen. İç dekorasyonları çok cici, ayrıca size Meksika şapkalarından veriyorlar, tabi ki fotoğraf çekilmeyi ihmal etmedik bu şapkalarla. Simona isimli, geleneksel kıyafetler giymiş garsonları da bu restoranın albenilerinden biriydi, çok yardımcı oldu bize sağ olsun.

IMG_3326

IMG_3324

M60: Güne sağlıklı bir kahvaltı ile başlamanız için buraya gitmenizi öneririm. Az ama öz bir menüleri var. Ben Ada’cığım da yer diye avokadolu bir tabak seçtim, eşim de pestolu ekmekli bir sandiviç tercih etti. Tabaklara salata da koymuşlar, salata sosuna bayıldık. Taze sıkılmış meyve suları ve nefis kahveleri de tamamlayıcılarımız oldu. Kaldığınız yerde kahvaltı dahil değilse veya değişiklik olsun derseniz aklınızda bulunsun.

Dristor: iş seyahatlerimde, öğle aralarında çok yediğim, sahibi Türk olan bu dönerciyi İstanbul’a döndükten sonra bile hala özlerdim. Hem etleri çok güzel hem de içine muhteşem acı sos ve envai çeşit malzeme koydurabildiğiniz dürümleri. Bükreşe’e bu gidişimde her ne kadar aklımda olsa da, sadece özel restoranlarda yemek yiyeceğim diye düşünüyordum. Ama eski şehir bölgesine gittiğimiz anda karşımda görünce kendimi yine tutamadım. Canınız bir anda döner çekerse veya gece dışarı çıkıp kalacağınız yere dönerken karnınız acıkmışsa tavsiyemdir. Acı seviyorsanız, acı sosunu bol koydurun, benim en sevdiğim kısmı o sanırım. 🙂

DSC_0736

Acuarela: Burada yiyecek olarak sadece birkaç çeşit kiş ve tart var. Ama içecek anlamında birçok alternatif sunuyorlar. Mekanın asıl özelliği dekorasyonu, her bir köşesi fotoğraflık. Anlamı sulu boya olan bu yerin menüleri de sulu boya desenleri ile geliyor, bizimkini o şekilde getirmediler ama paletler üzerinde çoğu menüsü.  Meyve suları ve kokteylleri oldukça başarılı ama karnınız açsa umduğunuzu pek bulamayacaksınız. O yüzden öğün dışında, ara saatlerde gitmenizi tavsiye ederim.

IMG_3284

IMG_3282

Gradina Eden: Yoldan geçerken bulmanızın pek mümkün olmadığı, ön tarafı klasik, sıradan eski bir bina olup, arka tarafındaki kocaman bahçede konuşlanmış bir mekan burası. İster masalarında oturun, ister şiltelere yayılın, ister rengarenk hamaklarında ağaçlar altında sallanın. Self servis usulü çalışıyorlar, ufak tefek atıştırmalıklar dışında ağırlıklı olarak smoothie ve kokteylleriyle öne çıkıyorlar. Kalabalıklardan uzak birazcık huzur ve leziz içecekler için buraya gitmenizi tavsiye ederim.

DSC_0653

DSC_0654

DSC_0659

Piscina & Gradina Floreasca: Burası, yazın sıcaktan bunalıp da biraz havuz keyfi yapmayı düşünecekler için önerebileceğim bir mekan. Etrafının ağaçlık olması çok iyi, çalan müzikler de başarılı. Giriş Pazar günü kişi başı 60 Lei idi.

DSC_0014

Cremeria Emilia: Sıcaktan kavrularak sokakları dolaşırken dondurma olmazsa olmazımız. Bükreş’te dondurmanın adresi kesinlikle burası. Eski şehirde dolaşırken buraya mutlaka uğrayın. Zaten çoğunlukla sıra olan bir yer olduğu için doğru yere geldiğinizi anlıyorsunuz.

IMG_3273

Bacania Rod: Burası oturup yemelik değil ama alışveriş için önereceğim bir yer aslında. Ev yapımı çeşitli reçeller, ballar, salçalar, şarküteri ürünleri, peynirler ve Romanya’da üretilen şaraplar bulabilirsiniz. İçi fındıklı bademli ballarını tavsiye ederim. 🙂

DSC_0828

Bükreş Gezilecek Yerler

Parlamento Sarayı: Romenlerin eski diktatörü Çavuşesku tarafından yaptırılmış olan bina, Pentagon’dan sonra dünyanın en büyük ikinci binası olma özelliğine sahip. Aynı zamanda Guinness Rekorlar Kitabı’na göre, dünyanın en ağır ve pahalı yönetim binasıymış. İçerisini tur ile gezebiliyorsunuz, bu gidişimizde içine girmedik biz ama daha önce tura katılmıştım, çok şart değil bence.

IMG_4288

Herastrau Park: Bükreş’te birçok park var ve bu da onlardan biri. Parklardan en azından birine gitmeyi düşünürseniz burayı öneririm. Bir gölün etrafında oldukça büyük bir alana yayılmış durumda. İçinde birçok heykel bulunuyor, bunları inceleyerek yürüyüş yapabilirsiniz, ayrıca gölde sandalla gezintiye çıkabilirsiniz.

IMG_3300

Muzeul Satului: Herastrau Park’ın bitişiğinde, dünyanın en büyük açık hava müzelerinden biri olan bu köy müzesi yer alıyor. Yapıların hepsi, Romanya köy mimarisini göstermek için seçilmiş ve bulundukları yerden alınıp parkın içinde yeniden inşa edilmiş. Görülmesi egreken bir yer diye düşünüyorum.

IMG_3301

Lipscani: Burası 19. yüzyıl başlarına kadar Romanya’nın ticaret merkezi olan eski şehir bölgesi. Şu anda çoğu popüler restoran ve barların yer aldığı, aynı zamanda birçok tarihi yapıyı da görme fırsatı bulabileceğiniz bir yer. Ziyaretinizin sebebi ve süresi ne olursa olsun, Lipscani’ye bir şekilde yolunuz düşecektir. 😉

IMG_3276

Stavropoleos Manastırı: Eski şehirde 1724 yılında yapılmış bir manastır. Mimarisi benim çok hoşuma gitti. Bir kütüphanesi, arka tarafında da çok cici çiçekler içinde bir bahçesi var.

DSC_0775

Biserica Sfantul Anton: Burası 1559 yılında yapılmış, Bükreş’in en eski kilisesi. Tavan ve duvarlarındaki resimler büyüleyici. Yine eski şehirde bulunan bu kliseye de bir uğrayıverin derim. 🙂

IMG_3275

Yazımı bitirirken kısaca birkaç bilgi daha vermek istiyorum. Romanya’ya Schengen vizesi ile girebiliyorsunuz. Bükreş uçuş süresi sadece 50 dakika sürüyor. Bükreş gece hayatı çok renklidir, boyumca kar yağmışken bile hafta içi hafta sonu fark etmeksizin barlar hep dolu olurdu. Bükreş’e yakın güzel kayak merkezleri mevcut, kışın gittiğinizde değerlendirebilirsiniz. Romanya şarapları oldukça güzeller ve Bükreş çevresinde şarap bağlarını ziyaret edebilirsiniz. Bir de Transilvanya turlarına katılabilir, Drakula’nın memleketini gezebilirsiniz. İyi tatiller!

Beni facebook ve instagramdan takip edebilirsiniz.

Yazar: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

7 thoughts

  1. Merhaba, yazı için çok teşekkürler. Bol bol screenshot aldım, hepsini deneyimleyeceğim. Sizce Bükreş için 2 gün yeterli midir?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s