Paris ve Disneyland Gezi Notları

Oğlumla çıktığımız Avrupa turu kapsamında Paris’e de gitmiştik. Paris’e daha önce birkaç kez gitmiştim ama oğlum Eyfel Kulesi’ni yakından görmeyi çok istediği için tekrar gitmeye karar verdim. Önceki gidişlerimde tüm turistik yerlerini gezmiş olduğumdan bu sefer önceden görmediğim yerleri ve çocukla gidilebilecek yerleri tercih ettim genelde. Bir günümüzü de Disneyland’a ayırdık, daha önce hiç ilgimi çekmemişti açıkçası. 🙂 Çocukla gidince ilk yapılacak aktivitelerden biri oluyor haliyle, itiraf edeyim ben de çok eğlendim. Bu yazıda hem Paris’te üç gün boyunca neler yaptığımızı anlatacağım, hem de Paris ve Disneyland ile ilgili genel bilgilendirmeler yapacağım. Keyifle okumanızı dilerim, işte size Paris ve Disneyland gezi notları.

giris-3

Paris’te Konaklama

Paris’te konaklama konusu oldukça kapsamlı bir konu aslında ama ben burada kısaca bahsedeyim. Paris bölgelere ayrılmış bir şehir ve her bölgede farklı yapılacak şeyler var. Turistik yerler tek bir bölgede toplanmadığından kendinize en yakın hissettiğiniz bölgeyi seçmeniz gerekiyor. Bölgelerden kısaca bahsetmeden önce bizim konaklamamızdan bahsedeyim. Bizim gittiğimiz dönem Paris Moda Haftası’na denk geldiği için ben otel aramaya başladığımda neredeyse merkezdeki tüm oteller dolmuştu, kalanlar da aşırı pahalıydı. Bütçem sınırsız olmadığından uygun fiyatlı bir yerde kalmam gerekiyordu, o nedenle şehir merkezine uzak fakat toplu taşımaya yakın bir otel buldum. Ucuz ve güvenilir otel denilince ilk akla gelen otel zincirlerinden Ibis imdadımıza yetişti. Ibis’in de en ucuz serisi olan Ibis Budget zincirinde kaldık bu arada. 😀 Kahvaltı dahil gecelik 60€ idi, normalde pek tavsiye edeceğim bir otel değil ama çok kötü de değil. Özellikle moda haftası gibi yer bulmanın zor olduğu dönemlerde düşünebilirsiniz ya da sadece ucuz olsun diye herhangi bir dönemde tercih edebilirsiniz tabi. 🙂 Rezervasyon linkini bırakıyorum: ibis budget Paris Porte d’Italie Ouest Gelelim Paris’in arondissements denilen bölgelerine: 1. Bölge Louvre Müzesinin olduğu bölge, 4. Bölge çok sevdiğim La Marais’in olduğu bölge, 6. bölge güzel kafeleriyle ünlü Saint Germain’in olduğu bölge, 7. Bölge Eyfel Kulesi’nin olduğu bölge, 8. Bölge meşhur Champs Elysees caddesinin bulunduğu bölge, 18. bölge de Paris’in en güzel semtlerinden biri olan Montmartre’nin bulunduğu bölge oluyor. Bunlar benim bildiğim Paris’in en popüler bölgeleri, bunların dışında kalanlar daha az turistik yerler diyebilirim. Paris’in her yerinde gezilecek, görülecek bir şey bulmak mümkün gerçi. En mantıklısı bütçenize uygun oteller arasında toplu taşımaya yakın birini seçmek.

otel-2

Paris Ulaşım

Paris’te ulaşım konusu da epey karışık, içine girmeden çok anlaşılmıyor ama anladığım kadarıyla anlatmaya çalışayım. 😀 Yukarıda Paris’in bölgelere ayrıldığını söylemiştim, bu ufak alanları kapsayan arondissements olarak geçen bölgeler, toplu taşımada zone adı altında daha büyük bölgelere ayrılmış durumda. 1’den 5’e kadar en merkezden dışa doğru sıralanmışlar. Paris’te günlük biletler alabiliyorsunuz ve alacağınız biletin zone kapsamına göre bilet fiyatları değişiyor. Bu günlük biletlerle, Disneyland veya hava alanı gibi yerlere gidemiyorsunuz, onlar için de günlük bilete ek bilet almanız gerekiyor. Biz Avrupa turumuz kapsamında Paris’e gittiğimiz için Paris’e gelişimiz ve gidişimizi hava yolu ile değil tren yolu ile yaptık, o yüzden 1-3 Zone’u kapsayan günlük bilet bizim için yeterli oldu, yalnızca Disneyland için ek bilet aldık. Hava yolu ile gelenler RER B tren hattını kullanarak şehir merkezine ulaşabilir. Paris’te trafik çok yoğun olduğu için zorunda kalmadıkça otobüs yerine tren ve metro kullanmaya çalıştık, size de bu şekilde yolculuk yapmanızı tavsiye ederim.

ulasim-2

İki Günlük Paris Gezi Rotası

Paris’i hakkını vererek gezmek için en azından 4-5 güne ihtiyacınız olduğunu düşünüyorum ama Avrupa şehirlerini genelde hafta sonu rotaları için değerlendiriyoruz. Eğer Paris’te sadece bir hafta sonunuz varsa bizim rotamız hoşunuza gidebilir. Biz ilk gün oğlumun çok merak ettiği Eyfel Kulesi ile güne başladık, açıkçası oradan da pek ayrılamadık. 😀 Eyfel Kulesi‘nin en güzel fotoğraflarını çekebileceğiniz Trocadero Bahçeleri‘ne oturduk ve orada piknik yaptık. Daha sonra merdivenlere gidip gençlerin dans şovlarını izledik. Eyfel’in karşısındaki atlı karıncaya bindik, dört bir yandan Eyfel fotoğrafları çektik ve anlamadan akşamı ettik. Siz bu bölgede bu kadar fazla zaman geçirmezsiniz diye düşünüyorum, benim tavsiyem geri kalan vakitte La Marais, Saint Germain ya da Champs Elysees’te vakit geçirmeniz olur.

gez1-2

Paris’teki ikinci günümüzü Disneyland’a ayırdık, o gün ile ilgili tüm detayları altta paylaşacağım. Ben üçüncü güne yani Paris merkezdeki ikinci günümüze geçiyorum. Sabahtan Paris’in tepelerinde yer alan en keyifli mahallelerinden olan Montmartre‘a gittik. Montmartre’ın ara sokaklarında biraz dolandıktan sonra Sacre Coeur Bazilikası‘na gittik ve bazilikanın merdivenlerinde şehir manzarasına karşı biraz soluklandık. Fünikülere binip aşağıya indik, buradaki füniküler Paris günlük biletine dahil. Sonra Pigalle mahallesine doğru yürüdük. Yürüyüşümüz sırasında kart postal ve pul alıp eşime gönderdik. Ardından Pigalle’de instagram ünlüsü basketbol sahasına uğradık. Çok kalabalıktı ama oğlumun çok hoşuna gitti, ortada bir sürü basket topu dolanıyordu ve Ada da eline geçen topları atıp duruyordu. 🙂 Basketbol oynayanların yanı sıra fotoğraf çekilmek için gelenler de çok fazla ama burada fotoğraf çekilmek için sabah erken saatlerde gelmek şart.

gez3-2

Basket sahasının hemen yakınında yemek yedikten sonra yürüme mesafesindeki Musee National Gustave Moreau‘ya gittik. İtiraf ediyorum instagram’da gördüğüm ve hayran olduğum merdivenin buraya gitmemde etkisi büyüktü ama girmek kısmet olmadı çünkü oğlum kesinlikle girmek istemedi, ne yaptıysam ikna edemedim, siz vakit olursa mutlaka gidin. Oradan Paris’in en güzel parklarından biri olan Jardin des Tuileries‘e gidip öğleden sonra güneşinde biraz keyif yaptık. Son olarak yine instagram’da son zamanlarda çok meşhur olan ve rengarenk evleriyle gerçekten Paris’in en fotojenik sokaklarından biri olan Rue Cremieux‘e gittik. Zaten oraya gittiğimizde hava kararmaya başlamıştı. Bu gezide sürekli instagram adreslerine gitmişim gibi olmuş ama dediğim gibi daha önceki Paris ziyaretlerimde gitmediğim yerlere öncelik vermeye çalıştım.

gez2-2

Paris Yeme İçme

Paris, tahmin edeceğiniz üzere yemek konusunda hiç sıkıntı çekmeyeceğiniz bir yer, çok güzel kafeler ve restoranlar bulabilirsiniz. Gurmeler için tam bir cennet Paris ama ben çocukla tek başıma fazla yemek odaklı gezemedim. Biz kahvaltılarımızı otelde yedik, onun dışında dışarıda Paris’te üç öğün yemek yedik.  Bir öğünümüzü Eyfel Kulesi yakınlarındaki Boulangerie Patisserie de la Tour Eiffel’de yedik, uluslararası mutfağa sahip sıradan turistik bir kafeydi ama yediklerimiz gayet güzeldi. Bir öğünümüzü Paris’in son dönem trendy bölgelerinden Pigalle’de yer alan Pink Mamma’da yedik. Burası gerçekten uğramanız gereken bir İtalyan restoranı, iç dekorasyonu çok tatlı detaylarla dolu, yalnız açık olduğu saatleri kontrol edip gitmenizde fayda var. Son olarak, Paris’te pek çok yerde görebileceğiniz meşhur fast food zinciri Five Guys’da yedik. Hamburgerleri gayet güzel, bir de beklerken ortadaki çuvallardan yer fıstığı yiyebiliyorsunuz. 🙂 Bir de Montmartre’a giderseniz, Paris’in en fotojenik kafelerinden La Maison Rose’da bir kahve içmeyi unutmayın.

yeme-2

Çocukla Paris

Paris’e 3 yaşındaki oğlumla gitmiştim ve oldukça keyifli vakit geçirdik. Yalnız Paris’in ulaşım anlamında çok çocuk dostu bir şehir olmadığını söylemeliyim. Şehri gezerken bebek arabası kullandım ve Avrupa’dan bebek arabasıyla en zorlandığım şehir oldu açıkçası. Çünkü metrolarda asansör bulmak mümkün olmuyor ve çok fazla merdiven var. Sadece metroda değil Montmartre gibi bazı semtlerde de çok fazla merdiven var, gerçekten gözümden yaş geldiği anlar oldu bazen. Tabi ben tek başıma olduğum için bu kadar zorlandım, çift ebeveyn olunca daha kolay olabilir. Bebek arabasıyla zorlanmak dışında aslında fena geçmedi günlerimiz, her yerde atlı karıncalar, parklar, bahçeler, Eyfel’e karşı piknik, Disneyland gezisi vs. derken oğlum epey güzel vakit geçirmişti. Bunların dışında çocukla gidilebilecek yer olarak Cité des Sciences et de l’Industrie var, bilim müzesi. Biz vakit yetmezliğinden gidemedik ama çocuklar için güzel bir aktivite.

cocuk1-2

Disneyland Bileti Nasıl Alınır?

Ben Disneyland biletimizi gitmeden önce online olarak aldım çünkü bu şekilde çok daha ucuz oluyor, kampanyalardan da faydalanabiliyorsunuz. Yalnız Paris’teki birçok şey gibi Disneyland’a online bilet alma konusu da biraz karışık. 🙁 Önce Disneyland Paris’in sitesine giriyoruz ve ülke seçimini yapıyoruz. Şu linkten girerseniz direkt Türkiye seçili olarak gelecek. Packages ve Tickets yazan yerde bilet almak için Tickets kısmını seçiyoruz. Packages seçerseniz otel konaklamalı seçenekler listeleniyor, ben o kısmı bilmiyorum o yüzden bilet alımına devam ediyoruz. Park Tickets seçeneğini işaretliyoruz ve “Find Prices”a basarak ilerliyoruz. Burada karşımıza dört seçenek çıkıyor. Birincisi 1 günlük park bileti, ikincisi çoklu gün seçeneği, üçüncüsü Fastpass satın alma ve dördüncüsü de Paris merkezden ulaşımın da dahil olduğu seçenek. Bizim gittiğimiz zaman Fastpass satın alma diye bir şey yoktu, bu yeni çıkmış sanırım. Fastpass normal biletinizle her oyun için bir kere kullanabileceğiniz bir bir öncelik hakkıydı ama şimdi sınırsız Fastpass kullanımı için ek ücretle bilet satmaya başlamışlar. Bunu kullanmadığım için fazla detayına giremeyeceğim. Ulaşım konusunda kendinize güvenmiyorsanız shuttle olanı seçebilirsiniz ama belli saatlere uymanız gerekiyor, bu da bize uymuyordu. Ben benim seçtiğim yöntem olan 1 günlük bilet almayı anlatacağım. 1 günlük bileti seçince sizden tarih seçmenizi istiyor. Bir takvim açılıyor ve bu takvimde tarihleri üç renge bölmüşler. Her zaman üç renk birden çıkmayabilir, bazen sadece iki renk seçeneği çıkıyor. en açık renk olan en ucuzu, genelde hafta içi ve özel tatil olmayan günleri kapsıyor, bir koyu rengi hafta sonları ve tatil günlerini kapsıyor. Hafta sonu biletiyle hafta içi giriş yapabilirsiniz ama hafta içi biletiyle hafta sonu giremezsiniz, bir de aldığınız bilet siz belli tarih seçseniz de daha uzun bir periyodu içine alıyor genelde yani mesela bu hafta gidemediniz, tatiliniz bir hafta ötelendi diyelim. Biletiniz sonraki haftayı da kapsıyorsa biletiniz yanmaz ve o zaman gidebilirsiniz. Zaten seçtiğiniz gün için açıklamaları okursunuz. Renginizi seçtikten sonra yine farklı seçenekler açılıyor. Disneyland Paris’te iki tane park var, ikisinden birine ya da ikisine birden girme şansınız var. Ben 1 gün/1 park olanını seçtim çünkü bir günde 2 park gezmek çok zor, bir tanesini bile bitirmekte zorlanıyorsunuz. 2 park girişini yalnızca birden fazla gününüz varsa seçmenizi öneririm. 1 gün/1 park seçeneği için bir de indirimli kısım çıkıyor, daha düşük sezon için biraz daha uygun fiyatlı bilet alabiliyorsunuz, gideceğiniz tarihe göre bunu seçebilirsiniz. Ben biletlerimizi en ucuz olandan, kişi başı 55$’a aldım, şimdi baktığımda 49€ olarak açılıyor en ucuz biletler, en ucuz kısımda 3 yaşından büyük çocuklar için özel bir indirim yok, yetişkinlerle aynı fiyattan bilet alıyorsunuz. Normal biletlerde de çocuklar için 3-5 € indirim var sadece. Biletinizi print etmeyi unutmayın, telefondan gösterim kabul etmiyorlar, basılı olsun istiyorlar.

dsbilet-2

Disneyland Ulaşım

Paris içi ulaşım alacağınız sınırsız biletler Disneyland’ı kapsamıyor, onun için ayrıca bilet almanız gerekiyor. Bulunuduğunuz yerden RER A hattının geçtiği istasyona gidip oradan Marne-la-Vallee Chessy yönündeki trene binmeniz gerekiyor. Zaten durağın yanındaki Mickey işaretinden anlıyorsunuz Disneyland’a gideceğiniz yer olduğunu. Biz Gare de Lyon’dan bindik ve 35 dk sonra parkın durağına vardık.

disulasim-2

3 Yaşında Çocukla Disneyland

Disneyland’ta iki adet park var; Disneyland Park ve Walt Disney Studios. Ben küçük çocuklara daha fazla hitap edeceğini düşündüğümden Disneyland Park’ı tercih ettim ve seçimimiden memnunum. Parka ilk girişte Main Street denilen sağlı sollu kafelerin ve Disneyland ürünleri satan dükkanların olduğu konsept bir caddeden geçiyorsunuz. Daha sonra atraksiyonların başladığı bölüme geliyorsunuz. Parkın çoğu yerinde ücretsiz Wifi çekiyor, o nedenle Disneyland uygulamasını telefonunuza indirmenizi tavsiye ederim. Oyuncakların bekleme sürelerini, saat kaçta nerede ne olduğunu ve park haritasında nerede olduğunuzu görebileceğiniz bölümler mevcut. Ben sürekli uygulamayı kullandım ve çok rahat ettim. Disneyland Park’ta dört bölüm var ve hepsinin farklı bir konsepti var: Discoveryland, Fantasyland, Adventureland, Frontierland. Bizim en sevdiklerimiz Fantasyland ve Discoveryland oldu.

cocuk2-2

Fantasyland’te Ada’nın yaşına uygun olduğunu düşündüğüm ve onun da gerçekten iyi vakit geçirdiği oyunlar; Dumbo the Flying elephant, Mad Hatter’s Tea Cups, It’s a Small World oldu. It’s a small world benim tüm oyunlar içinde favorimdi, bir yetişkin olarak bayıldım ve kaç kere bindiğimizi sayamadım bile. Discoveryland’te ise Orbitron favorimiz oldu, yine defalarca bindik, Ada’nın sanırım en sevdiği oyuncak bu oldu. Bunların dışında park içinde gezen trene bindik, bir de Gooffy ile fotoğraf çekildik. Oyuncaklara binmek için epey sıra beklemek gerekiyor, bazen gerçekten çok sinir bozucu olabiliyor. It’s a small world nispeten daha az sıra beklenen ve sıranın daha hızlı ilerlediği bir alandı, bu sayede defalarca binebildik. Bu oyunlar dışında parkta görmeden dönmemeniz gereken iki şey bana göre saat 5’teki geçiş töreni ve gece kapanıştaki havai fişek gösterisi. Ben yetişkin olarak bile gerçekten çok beğendim, çocukların dünyasında daha da etkileyici olduğuna eminim.

dis3yas-2

Disneyland Yeme İçme

Disneyland’ta yeme içme konusunda zorlanmazsınız, her yerde ayak üstü atıştırabileceğiniz mini büfeler ve ayrıca farklı menülere sahip oturup yemek yiyebileceğiniz restoranlar bulunuyor. Yalnız genelde fast food tarzı restoranlar var. Biz otelde sabah kahvaltımızı edip çıkmıştık yola, gün içinde sadece ara öğün gibi patlamış mısır aldık. Akşam saatlerinde de Casey’s Corner‘da yemek yedik, ben gayet başarılı buldum, tavsiye ederim. Yemek fiyatları park genelinde biraz yüksek, o yüzden yanınızda yiyecek götürmeyi de düşünebilirsiniz. Ben biraz bisküvi ve kraker almıştım, girişte sorun olmadı, imkanı olanlar sandviç hazırlayabilirler.

disyeme-2

Paris ve Disneyland tecrübemizi kısaca anlatmaya çalıştım, umarım gezinizi planlarken yardımı dokunur. Burada olmayan ama merak ettiğiniz başka konular varsa lütfen yorum olarak bırakın. Bildiğim bir şeyse cevaplarım, diğer okuyucular da faydalanır. Daha önceden yazdığım Paris gezi notlarına da şuradan ulaşabilirsiniz. Bloga yazmaya yeni başladığım dönemlerden bir yazı, o zamanlar blogun bu boyutlara geleceğini tahmin etmeden arkadaşlarıma yazar gibi yazıyordum, o yüzden çok basit olmuş ama işinize yarayacak birkaç öneri çıkabilir. 😉

Gelecek yazılarımdan haberdar olmak ve önümüzdeki seyahatlerden bol fotoğraf için beni takip etmeyi unutmayın! 😉

Instagram: hohhoyyt

Facebook: hohhoyyt

 

Author: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz Tarhan. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

Bir Cevap Yazın