Röportaj – Kanada’da Yaşam

Yurt dışında yaşam röportajlarıma, gitmek için en çok tercih edilen ülkelerden biriyle devam ediyorum. Dünyanın en yaşanılabilir ülkeleri listelerinde her zaman görebileceğiniz Kanada, soğukları yüzünden biraz çekimser kaldığımız bir yer. Üç senedir Kanada’da yaşayan Işıl’a aklıma gelen her soruyu sordum, o da tecrübelerine dayanarak tüm soruları uzun uzun cevaplamış sağ olsun. Başbakanına sadece bizim değil İngiltere prensesinin bile hayran olduğu Kanada, bakalım hayallerimizdeki ülke miymiş? 🙂
  • Seni kısaca tanıyabilir miyiz? 
Ben Işıl, 3 yıldır Kanada’da yaşıyorum, evliyim. Galatasaray Üniversitesi mezunuyum, bilgisayar mühendisiyim ve şu anda Intel Security’de çalışıyorum.
6
  • Hangi şehirdesin? Oraya neden ve nasıl gittin?
Montreal’deyim. Buraya geliş sebebimiz eşimin işiydi, çalıştığı şirketin buradaki şubesine transfer oldu. Ona oturma ve çalışma izni verilirken aynı haklar bana da eş durumundan verildi. Montreal hakkında bilinen ilk yanlışı düzelteyim. Fransızca bilmezsen buraya gelemezsin, is bulamazsın, yaşayamazsın gibi yanlış bilinen bir şey var. Evet Quebec’in ve Montreal’in anadili Fransızca ama burası tam anlamıyla bilingual bir şehir. Her yerde herkes İngilizce ve Fransızca konuşur. O yüzden her hizmetinizi İngilizce alabilirsiniz hem de İngilizceleri gerçekten mükemmel ve aksansızdır. Bütün garsonlar, satış elemanları, sokaktaki herhangi biri bir anda İngilizceye geçiş yapar istisnasız. Bu yüzden birçok insan tek kelime Fransızca bilmeden burada rahatça yaşayıp, en iyi islerde çalışıyor.  Buradaki birkaç Türk arkadaşımız bunların örneklerinden biri, bizim şirkette de sadece İngilizce konuşan insanlar var ve buna herkes saygı gösteriyor. Onlarla sadece İngilizce konuşuluyor, Fransızca konuşmak ayıp sayılıyor bu yüzden gün içinde kaç kere Fransızca- İngilizce geçişi yapıyoruz hiç bilmiyorum. Bu önemli bir nokta, çünkü Montreal’de oturma izni almak, iş bulmak ve yaşamak Kanada’nin diğer şehirlerine göre gerçekten çok daha kolay ve herkes Fransızca yüzünden bunu kaçırıyor. Montreal daha Avrupalı bir şehir, yarı Avrupa yar Amerika. Her yerin hınca hınç olmadığı bir büyük şehir.
  • İklim koşulları hakkında bilgi verebilir misin?
Burada sürekli kış olduğu sanılıyor ya buna çok gülüyorum, o kadar fazla insandan “aaa orada yaz oluyor mu?” sorusu duydum ki 🙂 Türkiyeyi Sarıkamış’tan ibaret sanmak gibi bir şey bu. Haberlerde görülen öldürücü soğukların olduğu yerler çok kuzeyde ve genelde yerleşim olmayan bölgeler. Kanada çok büyük bir ülke, yüz ölçümü Türkiye’nin on katından fazla. Türkiye’de bile iklimin kuzeyden güneye, doğudan batıya ne kadar değişkenlik gösterdiğini düşünürseniz bu fark burada çok daha fazla. Yerleşim yerleri ve genelde göç alan yerlerde yaşanan iklim Türkiye’nin iç kesimlerinden farklı değil. Dört mevsim de aynı uzunluklarda yaşanıyor. Evet -30’ların görüldüğü doğru 🙂 Ama olay oradan göründüğü gibi hiç değil 🙂 Kış boyunca soğuktan dışarı çıkmak istemeyeceğin en fazla 4-5 gün oluyor, onun dışında gayet rahat ve keyifli, hele kar seviyorsan. Kış aktiviteleri çok fazla, buz pateni, kayak, raket yürüyüşü vs. Montreal’e bir saat mesafede çeşitli kayak merkezleri var. Kışlar oldukça eğlenceli geçiyor. Doğru kıyafetleri giydiğin için zaten hiç üşümüyorsun, bir kış botu ve kış montuna bakıyor iş. Ben eldiven, bere bile kullanmıyorum. O eksi derecelerin ne kadar normal ve güzel havalar olduğuna şaşırıyor insan, hiç kulağa geldiği gibi değil. Geçen kış İstanbul’a geldiğimizde üşüdüğüm kadar burada üşümedim mesela. Tamamen kıyafetle ilgili. Kış uzun mu derseniz, İstanbul’a kıyasla biraz daha uzun olsa da iklim Türkiye’nin iç bölgeleri gibi, Ankara, Eskişehir neyse burası da ayni. Yaz da bir o kadar uzun sürüyor. Mayıs başında 30 dereceye çıkıyor, Eylül sonuna kadar öyle kalıyor, Ekim ayında  20’lere düşüyor. 5 ay boyunca ciddi ciddi sıcak oluyor, öncesi ve sonrası bahar. Yani 6 – 7 ay bahçede oturuyoruz. Üstelik bir de yaz tatillerini kışın yapıyorsunuz(Güney Amerika iklim koşullarindan dolayı) onu da kardan önceki ve sonraki kuru mevsimlere denk getirince her mevsim keyifli ve eğlenceli geçiyor. Hatta buraya gelene kadar hiçbir mevsimi yaşamamış olduğumu fark ettim, doğanın içinde hepsini tam anlamıyla, tüm güzelliğiyle yaşıyorsun. Her sonbahar çok heyecanlanıyoruz, sadece biz değil ama, yerliler de öyle çünkü doğa muhteşem bir hale geliyor ve tek saniyesini bile kaçırmak istemiyorsunuz.
  • Kültür farklılığından dolayı ilk etapta bocalama yaşadın mı? İnsanların bir Türk’e yaklaşımı ve genellemek gerekirse yerel halkın karakter olarak gözüne çarpan bizden farklı özellikleri var mı?
Ben çok şanslıydım, karşılaştığım insanlar inanılmazdı, herkes çok iyi niyetli, destekleyici ve öğreticiydi. Yine de, nerede olursa olsun, ne kadar iyi koşullarla karşılaşırsanız karşılaşın yurt dışında yasamaya başlamak özellikle ilk dönemlerde hiç kolay bir süreç degil. Yepyeni bir hayata başlıyorsunuz ve her şey alışık olduğunuzdan farklı. Alışık olduğunuzdan daha iyi olması bir şeyi değiştirmiyor, kendi konfor alanınızın dışına çıkmış oluyorsunuz. Yurt dışında yasamak için nereye giderseniz gidin, dillerini biliyor olmanız yeterli bir şey değil. O dil ana diliniz değil ki bu günlük hayatta en önemli noktalardan biri. Çok uzun süre aklınıza her şeyin önce Türkçesi geliyor. Kendinizi sürekli yabancı hissediyorsunuz. Yabancılara yaklaşımın Kanada kadar iyi olduğu bir ülke yok biliyorsunuz. Diğer ülkelerin Suriyelilere yaptığı muamelenin yanında Kanada daha hava alanında “Seviliyorsunuz, isteniyorsunuz, burada güvendesiniz” mesajlarıyla karşıladı gelenleri. Tüm göçmenlere yaklaşımları bu şekilde. Şu anda da Trump’ın Müslüman ülkelerden gelenleri yasaklama kararının hemen ardından Kanada Devlet Başkanı, Amerika’nın kabul etmediği göçmenler buraya gelebilir, hangi inanca sahip olduğunuz, nereden geldiğiniz önemli değil diye mesaj yayınladı. Arkasından da tüm Kanadalı parti başkanları – en milliyetçi bilinen partiler dahil – Trump’ın kararına kınama mesajları gönderiyor. Ve kendi deneyimimle çok net söyleyebilirim ki Kanada yurt dışında yaşama zorluklarının minimum yaşandığı yerlerden biri. Yabancılara karşı değil ön yargı aksine çok buyuk bir hoşgoru ve saygı var. Yabancısın diye hiçbir zaman kimse zorluk çıkarmıyor aksine daha fazla destekliyor. Diğer ülkelerde en çok duyduğumuz şey dilindeki aksan kaybolana kadar lokallerin tahammülsüz davrandığı. Burada tam tersi Fransızca ya da İngilizce konuşmaya başladığında yabancı olduğunun anlaşılmaması mümkün değil ama bunu anladıkları anda yaptıkları şey seni anlamak onların sorumluluğuymuş gibi davranmak.
3
  • Çalışma koşullarından bahseder misin? 
Calışma saatleri 35-40 saat. Çoğu iş yeri de o saatleri istediğin gibi kullanmana izin veriyor. Haftanın dört günü birer saat fazla çalışıp cuma öğlen çıkma tercihi yapan ya da sabah erken başlayıp öğlen 2-3 gibi çıkanlar var. Mesai genelde 9-9:30’ta başlayıp 5-5:30 ta bitiyor. 1 saat de öğle arası ya da ne kadar kullanırsan, kimse onun pesine düşmüyor.
Hastaysan sadece hastayım diye haber veriyorsun, rapor vs. beklentisi yok. Kişisel sebeplerle ya da hava koşullarından vs. istediğin gün evden çalışabiliyorsun. Ücretleri tam söylemek zor, çünkü meslek grubuna göre değişiyor ama şöyle özetleyebiliriz belki, her meslekte Türkiye’dekinden çok fazla kazanıyorsunuz ve yaşam standardınız oradakinin çok çok üstünde oluyor. Vergi oranları yüksek, %35 civarı. Şu anda en çok aranan meslek Bilgisayar mühendisi. Yıllık tatil ortalama 3 hafta, 4 haftaya pek rastlanmıyor ama şirketle anlaşmaya bağlı. Ben iki şirkette de 4 hafta olarak anlaştım ki normalde Intel’in tüm dünyada üç hafta kuralı var. Ama Kanadalılar müthiş anlayışlı insanlar o yüzden bir şekilde hallettiler. Oturup benim ihtiyacım bu kadar şu sebeplerle diye anlattığında ellerinden geleni yapıyorlar. Ailesi yurt dışında olan insanlar için  4 hafta şart bence. Hangi ülkeye yerleşirseniz yerleşin, ilk is görüşmesinde bile bu aklınızda olsun, yoksa iznin iki haftası Türkiye’de bitiveriyor, size gerçek tatiller için izin kalmıyor. Bu ilk etapta pek hesaba katılmıyor çünkü Türkiye’de yıllık tatiller aile ziyaretine harcanmıyor normalde, kısa tatiller yetiyor. Ama isin içine uçak yolculuğu ve artık uzakta yaşıyor olduğunuz gerçeği girince sure mecburen uzuyor. Patron çalışan ilişkisi inanılmaz, her şeyden önce çalışanla aralarına kesinlikle duvar çekmiyorlar. Sözüne her zaman güveniyorlar, uzun sure çalışmanın değil verimli çalışmanın önemli olduğunu biliyorlar ve seni zorla ofise bağlamıyorlar. Geç gelebilirsin, erken çıkabilirsin, hiç gelmeyebilirsin, isini bitirecek sorumluluğa sahip olduğuna güveniyorlar. Yaptığın işi açıkça takdir ediyorlar, yani memnuniyetimi belirtirsem gevşer de çalışmaz inancı yok, tam tersi. İlk patronum yapılan her şey için teşekkür eder, hiç bir şeyi emretmezdi. Intel’deki CEO’muz Cuma günleri saat 4’te hepimize tek tek bira – cips servisi yapan, yeter artık çalışmayı birikin diye bağıran bir adam. İnanılmaz neşeli, enerjik. Kendisi, durmadan şirket partisi düzenleyip, peruk takıp sahneye çıkan, dans ederek Michael Jackson şarkıları söyleyen bir adam. Cadılar bayramında en komik kıyafetleri giyip gelen biri. Yani kendilerini ciddi, uzak, korkulacak çekinilecek  bir role sokmak gibi bir çabaları yok. İnsanların korkuyla yönetilmeyeceğini biliyorlar ve öyle yaşıyorlar.
  • Sağlık sistemi nasıl? 
Buna çok detaylı cevap veremeyeceğim çünkü geldiğimden beri, 3 yıl oldu, hiç hastalanıp doktora gitmedim 🙂 Ama sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz, devlet tarafından karşılanıyor. Hizmet kalitesi çok iyi ama yavaş diye duyuyorum insanlardan. Özel klinikler de var, röntgen vs gibi şeyler için uzun süre beklememek için bunlardan hizmet alınabiliyor. Özel sağlık sigortası var yine, daha çok diş, masaj, akupunktur gibi servisleri için kullanılıyor.
  • Yaşam koşulları Türkiye’ye göre nasıl? Hayat Pahalı mı?
Yaşam koşulları Türkiye’ye kıyasla çok daha rahat. Kredi kartı limitleri Türkiye’deki gibi yüksek değil, taksitli alışveriş kavramı da pek yok. Yüksek miktarlı alışverişler yapılan yerler var ama Türkiye’deki gibi her yerde taksitli alışveriş diye bir şey yok. Genelde de kredi kartı değil debit kart kullanımı yaygın. Buradan da insanların kazandıklarıyla çok borçlanmadan ihtiyaçlarını giderebildikleri sonucunu çıkarabiliriz. En az kazananla en çok kazanan arasında öyle büyük uçurumlar yok, herkesin evi, arabası, normal bir sosyal hayatı var. Para birimi Cad (Kanada doları), sanırım su anda Türkiye’deki değeri 2,85 civarı. Benzin, alkol, araba, ev ucuz. Tabi TL’ye çevirdiğinde değil buranın para birimine göre düşündüğünde. Yeme – içme neredeyse aynı. Tatiller, -Kuzey ve Güney Amerika tatilleri- Türkiye çıkışlı tatillere göre ucuz. Evlerin büyüklüğü bölgeye göre değişiklik gösteriyor, şehir içinde apartman dairesi yerleşimi daha yaygın, ev olanları da iki ayrı katta iki ayrı aile olacak şekilde kullanıyorlar. Evler genelde oldukça küçük bu yüzden. Şehrin dışına doğru gittikçe – bu İstanbul’daki gibi saatlerce mesafe demek değil – yarım saat, kırk dakikalık mesafeler, apartmana hiç rastlamıyorsunuz, sadece iki – üç katlı geniş bahçeli, havuzlu evler var. Bu yüzden bizim tercihimiz bu yönde oldu, ikimizin de en büyük hayali büyük şehre yakın ama doğa içinde bahçeli evde yaşamaktı, buraya gelir gelmez tercihimizi bu yönde yaptık. İstanbul’dan ne kadar yorulmuş olduğumu şehrin içinde hala yaşamak istemememden anlıyorum.
fullsizerender
  • Ulaşım sistemi nasıl?
Metro ve otobüs ağı oldukça yeterli, taksi fiyatları normal. Genelde 15- 20 dolara şehrin ana noktaları arasında dolaşabiliyorsunuz. Bisiklet kullanımı çok yaygın, şehrin her yerinde bisiklet yolu var. Her sokak başında bisiklet kiralayabildiğiniz duraklar var, oldukça ucuz ve pratik. Bir de Commun Auto diye arabaların paylaşımlı kullanıldığı bir sistem var. Bisiklet kiralamadan farklı değil mantığı, bir duraktan alıp öbürüne bırakıyorsunuz, sigortasıyla – vergisiyle uğraşmadan araba kullanıyorsunuz. Bu tıp uygulamalardan dolayı şehir içinde yaşayanlardan araba almayı tercih eden insan sayısı çok değil. Alsalar bile çok fazla kullanmıyorlar. Trafik var tabi ki ama İstanbul’daki gibi bir trafik değil. Köprü olan her yerde trafik oluyor ve Montreal bir ada, üç tane köprüsü var. Genelde yazın daha çok trafik oluyor çünkü yol yapım çalışmaları yazın oluyor ama o da bisiklet kullanımının artması, insanların tatile gitmesiyle biraz dengeleniyor.
  • Eğitim sistemi hakkında bilgin varsa bahsedebilir misin?
Eğitim sistemi oldukça iyi ve kaliteli. Montreal’de dört tane üniversite var ve bu üniversiteler dünya çapında en iyiler listesinde oldukça ön sırada üniversiteler. En iyisi olan McGill dünya’daki en iyi üniversiteler listesinde 38. sıradayken, Odtü ve İtü 500 – 600 aralığında. Üniversitelerin hepsi ücretli. Üniversiteye kadar herkes devlet okulunda okuyor genelde. Bu soruyu cevaplayana kadar özel okul yok sanıyordum ama küçük bir arama yapınca var olduğunu gördüm. Özel okul pek yaygın bir şey değil. Anaokulundan itibaren tüm sürecin detayları şu linkte var: http://www.icep.com.tr/dilokulu/ulkeler/kanada/egitimsistemi.asp
  • Mutfağı nasıl? Mutlaka denemelisiniz dediğin meşhur bir yemekleri var mı? 
Montreal’in mutfağı kendisi gibi multinational. Kanada’nın çoğu yerinde böyle diye biliyorum. Her milletin mutfağına rahatça ulaşıyorsunuz. Hem çok yaygın hem fiyatlar normal. İş yerinden çıkıp her öğlen farklı bir ülkenin mutfağını yiyebiliyorsunuz. Aklınıza gelip bulamayacağınız bir mutfak yok sanırım,İtalyan, Fransız, Hint, Meksika, Japon, İspanyol, Tayland, Kore, Vietnam, Cin, Portekiz, Venezuela vs. Farklı kültürlerin insanlarına olduğu kadar lezzetlerine de oldukça açıklar ve meraklılar. Tüm ülkelerin yemek malzemelerini de gayet kolayca bulabiliyorsunuz, şu ana kadar arayıp bulamadığım hiçbir şey olmadı. Gemlik zeytininden, Bursa incirine, Tamek salçaya, ne kadar spesifik şey varsa bulabiliyorsunuz. Hem de Türk marketten değil, normal herkesin gittiği marketten buluyorsunuz bunları. Ama aynı marketten Taylandlısı da, Çinlisi de, Meksikalısı da aradığı her şeyi bularak çıkıyor. Türk markete su ana kadar iki kere gittim mesela, çünkü gerek kalmıyor. Lokal mutfağa ait olan iki şey var putin ve smoked meat. Putin patates kızartması üstüne eritilmiş peynir, et sosu ve gerisi sizin tercihinize bağlı çeşitli malzemelerin eklendiği bir şey. Mantar, karamalize soğan, smoked meat, biftek en çok eklenen malzemeler ama tabi vejetaryen versiyonu da var.Bunun dışında kendi mutfaklarının en önemli unsuru bira. İnanamayacağınız kadar microbrasserie ve doğal olarak sayısız bira çeşidi var. En küçük bakkalda bile ez az 20 çeşit bira vardır, ithal ve lokal microbrasserie karışık. Yazları birçok yerde bira festivali oluyor, günlerce sürüyor. Kültürlerinin en temel unsurlarından biri bu.
  • Gece hayatı nasıl? Popüler bir içeceği var mı?
Gece hayatı oldukça renkli, çok fazla ve çeşitli barlar var, ambiyansları, müzikleri gerçekten hoş ve tek tip yerler değil, orijinal özenle hazırlanmış mekanlar. Benim sevdiklerim Irish barlar genelde ama herkesin zevkine hitap edecek seçenekler var. En popüler içecekleri bira ve şarap. Geri kalan her şey var tabi ki. Kumarhaneler serbest. Barlar gece 3’e kadar açık, belediye başkanı sabah 6’ya kadar açık kalması önerisinde bulunuyordu en son.
7
  • Seni çok etkileyen, görmeden dönme diyeceğin bir yer veya yapmadan dönme diyeceğin bir aktivite var mı?
Niagara derim tabi ki. Kissa huskylerle kızak turu, buzda balık tutma, dönmüş nehirde buz pateni bence yapmadan dönülmemesi gerekenlerden. Yazın ise, gördüğümüz meşhur Kanada fotoğrafları gibi göl kenarındaki milli parklarda vakit geçirmek. Yaz kış fark etmez, milli parklarda Chalet yani ağaçtan evler kiralayıp kalmak tam buraya özgü bir deneyim. Montreal’deyse illaki Jazz Festivali, birçok festival oluyor ancak en güzeli Jazz festivali bence ama onun dışında denk geldiğiniz festivallerde vakit geçirmek.
  • Halkın spora yaklaşımları nasıl? En aktif yapılan spor faaliyeti nedir? 
Kışın en aktif yapılan spor kayak, snowboard, buz hokeyi, buz pateni. Yazın bisiklet, kano, koşu. Spor yaşam şekilleri zaten. Her hava koşulunda, kışın yapmalarına alışıklar deyip geçsem de yazın öğlen sıcağının altında koşan bisiklete binen yaşlı, yaşlı derken 80’in üstünde amcalar teyzeler görmek beni çok şaşırtıyor mesela. Tansiyonu, şekeri yok mu bunların diyorum. Tüm sporları ailecek yapıyorlar, en küçüğünden en büyüğüne. Ailece vakit geçirmek bizim anlayışımızda birlikte oturup yiyip içmek iken onlar için birlikte yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, kano yapmak falan. Arkadaş toplantıları da öyle. Çok küçük çocukları da her türlü spora dahil ediyorlar, özel arabaları var. Az daha büyük olanları anne babasının bisikletine tandem olarak bağlıyorlar. Dağ tepe uzun parkurları 3-4 küçük çocukla yapan ailelerle dolu her yer, bu parkurlarda hiç sızlanmayan, annesinin babasının kucağına çıkmadan büyük insan gibi yürüyen 3- 4 yaşlarında çocukları görmek çok şaşırtmıştı beni. O yaşta bunu her hafta sonu ailecek yapmaya alışan çocukların yaşamının sporla iç içe olması çok normal tabi. Buz hokeyi en popüler spor. Hem her donan nehir üstünde çocukların, gençlerin oynadığını görürsünüz hem de tüm barlarda hokey maçı yayınlanır. Ve halk sıkı takipçisidir, maç günleri barlara girmek neredeyse imkansız hale geliyor. Futbol hiç popüler değil, dünya kupası dışında ne yayınlandığını ne hakkında konuşulduğunu duymadım.
  • Halkın sanata yaklaşımları nasıl? En çok öne çıktıkları sanat dalı nedir?
Sanata oldukça düşkünler, ağırlık görsel sanatlarda. Birçok konser ve tiyatro salonu var. Tiyatro, bale, opera gösterileri aralıksız yapılıyor. Dünyaca ünlü birçok isim geliyor. Edebiyata oldukça düşkünler, birçok edebiyat toplantısı yapılıyor ve en çok dikkatimi çeken şeylerden biri çok okumaları, metroda otobüste sürekli okuyorlar, şöyle diyeyim kitap okuyanların sayısı telefonuyla meşgul olanlardan çok daha fazla.
  • İnsanlar iş dışındaki hayatlarını nasıl geçiriyorlar genelde?
Genelde herkes dışarıda ama dışarıda derken cidden dışarıda 🙂 Yaz kış açık havada geçiriyorlar, kışları dışarıda geçirilen zaman dilimi kısalsa da kapalı mekanlara tıkılıp kalma alışkanlığı hiç yok. Herkes ya yürüyor ya bisiklete biniyor, kışsa buz pateni, kayak, raket yürüyüşü yapılıyor. Raket karda batmadan yürümek için ayaklara takılan büyük aparatlar ve illa ki kayak ya da snowboard. Montreal’in çevresinde 6 tane kayak tesisi var, 1 – 1,5 saat mesafede. Yazın illa ki uzun bisiklet gezileri, piknikler, orman kamplarıyla geçiyor. Hafta sonları genelde ormanlık, su kenarı bir yere kampa gidiliyor ya da bir milli parka gidilip bütün gün bisiklet, kano, yürüyüş yapılıyor. Milli park deyince bizim ilk aklımıza gelen piknik olsa da onların piknik dediği ayak üstü yenen bir sandviç. Ve gölgede oturup kalan da yok, 30 – 40 kmlik parkurları tamamlamak onlar için çok normal bir şey. Hafta sonları hınca hınç dolu olan yerler alışveriş merkezleri değil milli parklar.
1
  • Yakın yerler, tatil seçenekleri nasıl?
Montreal’in Amerika sınırına olan uzaklığı bir saatten az, bizim evden yarım saat 🙂 Sınırın diğer tarafı Vermont. Böyle olunca haliyle New York, Boston hafta sonu için gidebileceğiniz kadar yakın, arabayla 5.5-6 saat ikisi de. Tatil dediğiniz zaman en popüler yer olan Karayipler tabi ki, uçuş mesafesi oldukça kısa. Küba, Jamaika 4 saat, aşağıya indikçe 6 saate kadar çıkıyor. En çok gidilen yer Küba, Florida, Kaliforniya. Avrupa ortalama 6 saat, örneğin Paris, Amsterdam 6 saat. Türkiye’ye direkt uçuş var, 10 saat. Resmi tatiller her zaman hafta sonuyla birleşecek şekilde ayarlanıyor, hafta içine gelenler kaydırılıyor, hafta sonuna gelenler yanmıyor pazartesi tatil oluyor. Bu uygulamayla yılda 6 tane Long weekend oluyor bu da üç günlük yakın kaçamaklara imkan sağlıyor. Florida, Las Vegas, New York, Boston, Vermont, Bahamalar, California vs seçenekleri yıllık izin bile kullanmadan gidilebilecek yerler. Kanada içinde de en fazla Niagara ve Quebec City’e gidiliyor kısa tatiller için.
  • Başına çok ilginç, seni hayrete düşüren bir şey geldi mi, anlatabilir misin?
Geldi 🙂 Buraya geldiğimden beri iki şirkette çalıştım, bu iki işin görüşmesi dışında bir görüşme yapmadım ama her ikisi de beni hayrete düşürdü. Buraya geldiğimde hayatımdaki her şey yenilenmişken yaptığım işi de değiştireyim dedim. Sonuçta evet yine programcılık yapacaktım ama on yıllık tecrübemden tamamen farklı bir teknoloji ve platformu seçtim. Normalde bunu yapmak kendi ülkenizde bile çok risklidir ya kimse başvurunuzu ciddiye almaz ya da bütün tecrübeniz bir anda sıfırlanır, junior muamelesi görürsünüz. Yeni taşındığınız bir ülkede pek akıl karı bir şey değil yani. Neyse ben ilk başvurumu yaptım, görüşmeye gittim, perşembe öğleden sonraydı. Görüşme bittiğinde zaten mesai de bitmişti. Bir saat sonra patron beni aradı ve yarın sabah ise başlıyorsun dedi, pazartesiyi bile beklemeden. Üstelik lokal on yıllık programcının aldığı maaşla. Bu büyük sürprizdi çünkü normalde göçmenlere ilk işlerinde piyasanın oldukça altında bir maaş veriyorlar, herkes burada bir işe başlamak için kabul edip bir yıl sonra kanada tecrübesine sahip olarak iş değiştiriyor. Geçmiş tecrübemi de sıfırladığım bir iş için inanılmaz bir şeydi. İkinci görüşmem şu anki şirketimle yani Intel Security ileydi. Görüşmenin ertesi günü ise aldıklarını söyleyip, talep ettiğim miktardan %15 fazla teklif ettiler. Bu en çok şaşırdığım şeylerdendi çünkü Türkiye’de çalışanın talep ettiği miktarı düşürmek için pazarlık yaparlar değil fazlasını vermek.
  • Vatandaş oldun mu? Vatandaşlık sürecini biliyor musun?
Henüz vatandaş olmadım, vatandaşlık uzun bir süreç. Ortalama 7 yıl sürüyor. Çünkü vatandaşlıktan önce Permanent Resident kartına sahip olmanız gerekiyor ve PR’i aldıktan 3 yıl sonra vatandaşlığa başvurabiliyorsunuz ve tabi ki bu sürede Kanada’da yaşıyor olmanız gerekiyor. PR’in kendisi 1.5 – 2 yıl alıyor. Quebec eyaletine özel bir shortcut var ama gelmeyi düşünenlere tavsiye edebileceğim, en kısa ve en basit süreç: Evli çiftlerden birinin buradaki üniversitelerden birinden yüksek lisans, MBA vs için kabul alması durumunda diğer eşe otomatik çalışma ve oturma izni çıkıyor. Yüksek lisans programlarının çoğu zaten bir yıl, okulu bitirince CSQ (Quebec Selection Certificate) programından PR sürecine alıyorlar. Okulun ilk altı ayından sonra okumakta olan eşe part time çalışma izni de veriyorlar ki buradaki bir okuldan mezun olunca iş bulmak iyice kolay.Bu yüzden evrak işlerini, toplam süreyi ve iş arama sürecini kısaltmanın en iyi yolu bu. Bir de buradayken iş bulmak gerçekten çok kolayken uzaktan iş bulmak mümkün değil, Cv’nizi beğenseler, almak isteseler bile çalışma izinini alacağınız süreyi hiçbir şirket beklemeyi tercih etmiyor. O yüzden en kısa yoldan gelip burada iş bakmak en doğrusu, diğer türlü iş bulamıyoruz sanarak hayal kırıklığı yaşıyor insanlar.
fullsizerender-1
  • Ev, araba alımı yaptın mı? Alım sürecini biliyor musun?
Ev ve araba alımı yaptım. İkisi de gayet kolay oldu. Zaten biliyorsunuz mortgage koşulları burada çok kolay o yüzden kirada oturmak pek görülen bir şey değil anca yeni geldiğinizde kalacağınız süre, yerleşeceğiniz yer belli değilken geçici bir süre yapacağınız bir şey. Eğer mortgage yoluyla alacaksanız bankaya başvuru yapıp onay aldıktan sonra gerekli belgeleri verip imza atmaya bir kez gidiyorsunuz.  Sonra da evi satacak ve alacak taraflar olarak notere başvuruyorsunuz, noter tüm işlemleri yapıyor – evin vergi borcu var mi , almaya engel bir durum var mi vs. Sonra size bir tarih veriyor, iki taraf birlikte gidip imzaları atıyorsunuz. Bu süreçte yaşadığımız ilginç bir şey oldu. İlk başta gittiğimizde kiralamış olduğumuz evi satın almaya niyetlenmiştik, yeni bir ev değildi ve hep apartman dairesinde yaşamış insanlar olarak evlerde olabilecek sorunlara karşı hiçbir bilgimiz yoktu. Mortgage başvurusu yapınca banka yakın vadede bu eve için yapmayı planladığınız renovasyon varsa bunları da proje halinde bize bildirin dedi. Bunun üzerine aklımızda olan şeylerin hepsini yapacak bir adam bulduk. Evin neredeyse her şeyini yapacaktı, mutfak, banyo, yer döşemesi, evin dış cephesinin değişmesi vs. ve çok ciddi bir para alacaktı. Ama adam hem işinin uzmanı hem de oldukça dürüst biri çıktı ve dedi ki evin temelinde bir sorun var, ne ben bu işi alayım, ne de siz bu evi. Bir expert çağırmamızı tavsiye etti ve hazırlanan rapor sonucunda o evi almamaya karar verdik. Bizi çok ciddi sorunlardan kurtarmış oldu ve bu sayede nelere dikkat edeceğimizi öğrenmiş olduk, su anki evi yine aynı expert’i çağırarak ve tamamen içimize sinerek almış olduk. Araba alımını yakın zamanda yaptık, ilk geldiğimizde lease etmiştik ki burada leasing de çok mantıklı, sürekli yeni araba kullanmış oluyorsunuz ve ekonomik olarak satın almış olmaktan daha pahalıya gelmiyor. Bu yöntemle devam etme niyetindeydik ama bazı markalar leasing yapmıyor sadece satış yapıyor. Alım süreci yine çok kolay, satıcı bayi tüm resmi işlemleri yapıyor, bir hafta içinde her şey bitmiş oluyor.
  • Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun? Orada yaşamayı tavsiye eder misin?
Türkiye’ye yakın vadede dönmeyi düşünmüyorum. Ama ömrüm boyunca burada kalacağım da diyemiyorum hala, zamanla bu da değişir belki bilmiyorum. Çünkü benim hikayem biraz farklı, buraya gelirken yurt dışında yaşamayı isteyerek, planlayarak ya da bunun için başvurmuş, uğraşmış olarak gelmedim, ani bir şekilde eşimin işi ve onun çok istemesi sebebiyle geçici bir süre yaşamaya razı olarak geldim 🙂 Ama buradaki hayatı sevince şimdi dönmek istemeyenlerden oldum.
Işıl benim eski iş arkadaşım ve işlerinin yolunda gitmesine onun adına gerçekten çok mutlu oldum. Cevaplarında bahsettiği üzere Kanada’ya yakın yerlere harika tatiller yapıyorlar ve paylaştığı kadarını imrenerek takip ediyorum. Umarım Kanada’da yaşamak isteyip de kafasında soru işaretleri olanlar için aydınlatıcı bir yazı olmuştur. Kendisine vakit ayırıp bizi bilgilendirdiği için çok teşekkür ederim. 🙂

Diğer röportajlar için buraya tık tık!

Instagram: hohhoyyt

Facebook: hohhoyyt

Yazar: hohhoyyt

Merhaba, ben Deniz. Yazılımcıyım, dalarım, kayarım, yemek yaparım, hayal kurarım, seyahat ederim, fotoğraf çekerim, tiyatro severim. Eşine ve oğluna aşık bir anneyim. En büyük CimBom!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s